Tenhalığı seviyorum, sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı...
"Her şeyin düzelmesi, insanın kendi düzelmesine bağlıdır. Bir insan kendi vücudundaki teb'anın ihtilâl ve isyanlarına karşı koyamazsa halk ile hüsn-i muâşeretini nasıl temin eder? Kendine hayrı olmayanın başkasına hayrı olur mu?
Bugün dünya, tarihinin en buhranlı devirlerini yaşıyor; insanlar fizik sahada muazzam keşifler yapıyorlar; fakat mânevî hayat bu keşiflerin azameti altında eziliyor. Dinlerin asırlardır beşeriyeti götürmek istediği îman ve sevgi durağına siyâsî ideolojilerle varılacağı zannediliyor. İşte bu buhranlı devirde insanlar neye inanalım, neye bağlanalım, neye doğru diyelim, kurtuluşumuzu nerede bulalım? diye çırpınıyor.
Bir sağırın, bir körün işitmediği, görmediği için yanlış, bozuk hareketlerini nasıl tabiî bulursak o da doğruyu ve güzeli tanımayan adama merhamet ve sabırla bakmış, hatta kendini şu veya bu suretle kırıp tâciz edenlerin iyi vasıflarını araştırmış ve dâima bu iyi taraflarını önce cepheye geçirmiştir. Böylece kaderin sevki ile yolu yoluna düşen insan, hayvan, nebat, cemat onun asil ve kibar alâkasından, vefâ ve şefkatinden bol bol ve boy boy hisselenmiş, faydalanmıştır.