Pagos

Pagos
@Pagos35
Tenhalığı seviyorum, sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı...
Şarkla Garbın mültekasında olan Türkiye, Garptan tesir almakta tereddüt etmemelidir. Ancak, bu tesir, bizim tarafımızdan yapılacak mukabil bir tesiri ihlâl etmeyecek derecede kalmalı, yani kültürümüzün güzel ve halis köklerine kadar nüfuz etmemelidir.
Sayfa 118 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çünkü ne olursa olsun, kalbiyle yaşayan bir kızdı ve ilcalarına hâkim değildi, bütün duygularını teşhir ettikçe rahatlayan bir mizacı vardı ve samimîyeti halis bir şey gibi seviyordu.
Sayfa 109 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
Şinasi kendi kendine soruyordu: Niçin şimdiye kadar daha açık bir lisanla Neriman'a bu ultimatomu vermemişti? Birden bunun cevabını buldu: Mizaç! Şinasi'nin tabiatı böyle idi. Sessiz ve hareketsiz mücadelenin bütün vakarını taşımak istiyordu. Bütün hayatında hep böyle muvaffak olmuştu. Sözlerinden tavırlarına gelen ifade kabiliyeti ve belâgat bundandı. Fakat bu sefer, meseleyi kökünden halletmek ve çabuk halletmek lâzımdı. Ultimatom. Alâ.
Sayfa 98 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
Daima "pasif" dövüşüp yenmesini isteyen bir mizacı vardı. Hücumu ekseriya karşı tarafa bırakarak sarsılmaz ve sessiz bir müdafaa ile muzaffer olmayı sevenlerdendi.
Sayfa 89 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu
- Baloya gitmekle hemen medenî olacak mısın? -Evet, tabiî... Hayır, yalnız balo değil tabiî... Of, bu balo... Kuzum, şimdi de bunu diline dolama! Ben bunu söylemek istemiyorum, Bak gene beni anlamıyorsun, sustuğum zaman bile sen beni anlamalısın, hâlbuki söylüyorum, söylüyorum, gene beni anlamıyorsun, babam da öyle... Ben bunun için bedbahtım, ben bu baloya gitmek istediğim için değil... Hem doğrusunu da söyleyeyim mi? Beni Macit ta o zaman davet etti. Fakat ne babama, ne sana bunu açamadım. Bana kızıyorsunuz, sanki biriniz imamsınız, ötekiniz de müezzin... Bana hiçbirini, hak vermiyorsunuz. Babam sureta hak verdi ama bir de içine sor! Ben de buna kızıyorum, benim arzularımı niçin tabiî bulmuyorsunuz, babam gene mazurdur, ihtiyardır, fakat sen? Yalan mı? Niçin genç bir adam gibi değilsin? Hayret ediyorum, hayret, hayret, hayret... Gayet hassas bir insandın sen... Ne oldu sana? Ben sana ne yaptım? Ben en tabiî haklarımı istiyorum canım... Ben mümkün olan şeyleri istiyorum. Lükste gözüm yok, mükellef bir hayat da istemiyorum. Benim yaşımdaki bütün kızların, benim vaziyetimde bütün kızların arzuları ve yaşayışı... Neden bunun için kabahatli olayım? Hele evlendikten sonra sen hep bana böyle dargın mı duracaksın? Bir sinemaya bile gidemeyecek miyim?
Sayfa 88 - Ötüken Neşriyat·Kitabı okudu