Tenhalığı seviyorum, sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı...
Gurdjieff, "Yeryüzündeki yaşamın ve özelde de insan yaşamının anlamı ve önemi nedir?" sorusuyla işe başlamıştır: Yaşamalarımız bize ait değildirler. "Koyun ve ineklerinize niçin bu kadar çok ihtimam gösteriyorsunuz? Onların yaşamlarının mutlu ve başarılı olmasını istediğiniz için mi, yoksa onların etini, yününü ve postunu elde etmek istediğiniz için mi? Aynı şeyin sizler için de söz konusu olduğunu görmüyor musunuz? Sizden bir şeyler istediği, ona verebileceğiniz bir şeylere ihtiyacı olduğu için sizi besleyen ve bu yüzden size ihtimam gösteren insanüstü bir çiftçi neden olmasın?" diye sorar Gurdjieff.
Nûrî hakkında bir başka şikâyet sebebi şuydu: Nûrî bir müezzinin ezânını duymuş ve: "Lâ'net olsun, Allah kahretsin!", demiş, Köpeğin ulumasını duyunca da: "Buyur, işte geldim." demişti. "Niye böyle söylediği" sorulduğunda da şu karşılığı vermişti: "Müezzinin, alacağı ücret için gafletle Allah'ın adını anması gayretime dokundu. Dünya metâından aldığı o az bir ücret olmasa, Allah'ın adını bile anmayacak konumda bir adam o. Bu yüzden ben ona: "Lâ'net olsun, Allah kahretsin." dedim. Allah Teâlâ: "O'nu övgü ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlayamazsınız." buyurmuştur. Köpek de riyâ ve gösterişten uzak, bir karşılık beklemeden Allah'ı zikretmekteydi. Bu yüzden ona "Buyur, işte geldim, dedim."