Tenhalığı seviyorum, sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı...
Evlenmiş ya da bir aşk ilişkisine girmiş olan erkek, belli belirsiz bir doyumsuzluk hissi ile huzursuzlaşıyor. Aradığı coşkuya ve kendinden geçmişliğe bir türlü erişemiyor. Şiddetle özlemini çekmekte olduğu şeyin kendi sorumluluk alanında yer alan anima, yani iç dünya yaşamı olduğunu anlayamadığından, doyumsuzluğunun suçunu karısına yüklüyor. Karısının kendisine mutluluk getirmediğine, düşlerini gerçekleştiremiyeceğine inanıyor. Onun kendisine, ölümlü bir kadının verebileceği her şeyi vermekte olduğunu belki de görüyor ve biliyor, ama bunu yeterli bulmuyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Amacımız ne romantik aşkı övüp göklere çıkarmak ne de onu kınayıp yerin dibine batırmaktır; biz ne onu toplumsal bünyemizde tutmayı ne de kaldırıp dışarı atmayı savunuyoruz. Bir görev üstlenmiş bulunuyoruz. O görev, romantik aşkı bir bilinç patikası haline getirmek, paradoksa dürüstçe yaklaşıp anlamını kavramak ve romantik aşkın içerdiği biri tanrısal öteki ölümlü iki kutsal duyguyu aynı zamanda nasıl onurlandırabileceğimizi öğrenmektir.
Hayatta her iki niteliğe de kesinlikle muhtaç bulunduğumuzu anlamak ve kabullenmek zorundayız; hem kendi bireyselliğimize hem de özel bir kişiyle çok yakın ilişki kurmaya kesin ihtiyaç duymaktayız. Bu iki değerden birini ötekine feda edemeyiz. Hiçbir erkek, çok yakın bir ilişki kurmayı başarıncaya kadar tam anlamıyla bireysel bilinç düzeyine erişemez. Öte yandan gerçek anlamda yakın bir ilişki kurma kapasitesi de, tam bir bireysellik bilincine erişmesi ile doğru orantılı olarak güçlenir. Yaşamımızın bu iki ayrı yüzeyi, çok eskilerden kalma, derin bir bağla işbirliğine yöneltilmektedirler; aslında o iki değişik yüzey aynı örnek modelin ve aynı gerçeğin iki yanını oluştururlar.
Bir kadının üzerine yansıttığı anima hayalinin beklenmedik bir zamanda silinip kaybolması üzerine birçok erkekler, o kadının " büyüsünden kurtulduklarını" söylerler. Çünkü o kadının gerçekte bir yansıma değil, etli-canlı bir kadın olduğunu anlamışlardır. Çoğu zaman büyüden kurtulan erkek, sevdiği kadının yanlış bir şey yapmış olduğunu zanneder. Oysa eğer dikkat etse, sevdiği kadının gerçek kimliğini tanımak fırsatını yakalayacaktır. Aynı fırsat, erkeğin kendi ruhu ile ilgili, tanımadığı bölümleri keşfetmesi için de geçerlidir.