Pagos

Pagos
@Pagos35
Tenhalığı seviyorum, sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı...
Testinin içindeki bir damlayı, Tanrı'nın rahmet denizinin bir dalgası deryaya ulaştırırsa o damla, deniz olur ve o damlanın varlığı zeval bulmaz. Çünkü "Biz Tanrı içiniz ve sonunda ona döneriz" âyeti böyle denize ulaşan bir damla hakkında vârit olmuştur.
Sayfa 42 - Ataç Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
"Müminin kalbi, tanrının iki kudret parmağı arasındadır. Onu istediği gibi çevirir." (H.) Hakikati görenler, bu kalbin hareket etmesini kalbin kendisinden değil, Hak'tan bilirler. Eğer bir çadır ve bir bayrak, rüzgârlı havada sallanırsa, akıllı kimseler, bunun rüzgârın hareketi olduğunu bilirler. Çünkü ne çadır, ne de bayrak rüzgâr olmadan hareket edebilirler. Bu yüzden Ulu Tanrı, kendi kelâm-ı mecidinde şöyle buyurur: Ey Muhammed! Senin vücut yayından dışarı atılan okun atıcısı, sen değilsin, biziz. Çünkü sen bizim büyüklüğümüz önünde ölmüşsün ve sen de varlık, ihtiyar ve hareket etme kudreti kalmamıştır. Ecel-i zaruriden evvel benim aşkımda, "Ölmeden önce ölünüz" (H.) hadîsinin gereğince ölmüş ve yok olmuşsun.
Sayfa 38 - Ataç Yayınları·Kitabı okuyor
Akıllı bir insan, bir çocukla konuşurken, kendi bilgi ve akıl ormanından çıkar, çocuğa doğru gelir ve anlayabilmesi için de çocuğun aklı nispetinde konuşur. Zira insanlara onların akılları nispetinde söz söylemek lazımdır.
Sayfa 10 - Ataç Yayınları·Kitabı okuyor
Netice itibarıyla bilgi (ilim) amele namaz, oruç gibi bedenî işlerden ve amelden daha yakındır. İlmin amelden ayrı ve faydasız olması mümkün olabilir mi? Halbuki bedenî hareketlerin amelden ayrı olması ve amele faydası olmaması daha çok mümkündür. Çünkü inatçı, garazkâr ve ikiyüzlü (Cehud), münafık (Müslüman görünen) bir kimse zahiren bedenî ameli yapmış olabilir; fakat dinin asıl hükmünü yerine getirmiş, hakkı ispat etmiş olamaz. Eğer bunları bilseydi ve yapabilseydi zaten bu vasıflara layık olmazdı. O halde halkın gördüğü ibadetlerden, ayinlerden, mezheplerden anlatılan ve gösterilen şeylerin hepsi, amelin aslı, kendisi olmayıp amelin sebepleridir.
Sayfa 6 - Ataç Yayınları·Kitabı okuyor
Hakiki amel, içi değiştirmektir. Nitekim insan tohumu, ana rahminde şekilden şekle girer. Alâka ve mudga olur. Nihayet insan şeklini alır, canlanır, dünyaya gelir, büyük ve bir insan olur. İşte bu türlü değişmek, aşağı derecelerden yukarı derecelere çıkmak, ameldir. Miraç dedikleri de bu tarzda olur. Yukarıda anlatıldığı gibi kul da halden hale döner. Bu sırada meydana gelen ikinci hal, birinci halden; üçüncü hal ikinci halden daha iyidir. Böylece bu, sonsuz olarak devam eder. Peygamber Hazretleri (O'na selâm olsun): "İki günü bir olan kimse aldanmıştır" (H.) buyurmuştur.
Sayfa 3 - Ataç Yayınları·Kitabı okuyor
Reklam