Sözcükler düşüncemiz tarafından özlerine olan yakınlıklarına göre değil de, kendimizi betimleme arzumuz uyarınca seçilmişse, bizi değil o arzuyu temsil eder.
Başkaları için konuşuruz ama kendimiz için susarız. Bu yüzden, sessizlik, konuşmadan farklı olarak, eksiklerimizin, yapmacık davranışlarımızın izini taşımaz. O katışıksızdır, o gerçek bir atmosferdir.
Okumada, dostluk aniden başlangıçtaki saflığına kavuşur. Kitaplarda sahte sevimlilik yoktur. Geceyi bu dostlarla geçiriyorsak, bu, gerçekten istediğimiz içindir.
Düşünmeyi öğrenmek: bizim okullarımızda artık bundan eser yok. Üniversitelerde, hatta asıl felsefe bilginleri arasında bile mantık, kuram olarak, pratik olarak, zanaat olarak ölmeye yüz tuttu.