"Eğer bu karanlık fiziksel güce kendimizi teslim edersek, bu güç dış dünyanın önümüze çıkardığı ve çoğunlukla bize yabancı olan varlıkları zihnimize doldurur, böylece biz de tuhaf bir yanılgıya kapılıp o varlığın ağzından bizimle konuştuğunu sandığımız ruhu uyandırırız. Bu kendi benliğimizin hayaletidir, bizimle olan yakın ilişkisi ya da üzerimizdeki derin etkisi sayesinde bizi ya cehennem atar ya da göğe yükseltir."
Ben de bu zavallıları dinledikçe, hallerine baktıkça, uğruna savaştığım hakikatlere daha çok inanıyor, ahmaklığın, geriliğin ve namussuzluğun bir gün nasıl olsa yenileceğine daha çok güveniyordum. Yalnız, zayıf olmamak ve dövüşmekten yılmamak lazımdı."
Bilirsiniz, böyle yerlerde beklemek, her an bir şey olması ihtimali içinde, saatlerce, günlerce hiçbir şey olmadan beklemek azapların en korkunçları arasındadır. Bir kapının önünde, bir hücrede, neden olduğunu bilmeden beklemek. Kafanıza dolmak isteyen her türlü ihtimallerle zaman zaman yüreğinizin çarpıntısı artarak beklemek."