Başlarken “dışarıda”olmak nasıl bir şey ona yine Agamben’in “Homo Sacer” Kutsal İnsan kuramı üzerinden örnek vereyim; -önce bu kitabını okumanızı öneririm- Kutsal İnsan
Agamben, “homo sacer” terimini Roma hukukuna dayandırır. Bu terim, bir bireyin hem kurban edilemez hem de hukuken yok edilebilir olduğunu ifade eder. Bu kişi, toplumdan tamamen dışlanmış ve tüm yasal hak ve korumalarından da mahrum bırakılmıştır. Yani, homo sacer’in yaşamı hukuki anlamda hiç bir değeri olmayan, ancak tamamen öldürülebilir bir hayatı temsil eder. Zygmunt Bauman Agamben’den alıntı yaparak göçmen politikasını anlatır: “Giorgio Agamben, eski bir kategori olan Homo Sacer'in yeniden canlandırılmasını ve güncel, modern ifadesini bulur: Cezalandırılma korkusu olmaksızın öldürülebilecek, ama dinsel ayinlerde kurban edilemeyecek bir insan; başka bir deyişle, mutlak surette muaf tutulan -beşeri ve ilahi yasaların kapsamı dışındaki- bir insan. Agamben, "yaşanmaya değmeyen yaşam" kavramının - Homo Sacer kavramında da olageldiği gibi- etik olmadığını; ama modern versiyonu içerisinde, "egemen iktidarın üzerinde temellendiği" kategori olarak derin bir politik anlam edindiğini de gözlemler.
"Modern biyo-politikte egemen, mevcut haliyle yaşamın değer ya da değersizliğine karar veren kişidir. Hakların bildirilmesi sonucunda, bizatihi egemenlik ilkesiyle donanmış yaşam, artık egemen bir kararın yeri olur.” Bu “kutsal insan” o kadar sistemin dışındadır ki, kurban bile edilemeyecek kadar hakirdir ama “katli vacip”tir. Bu her şeyin reva görülebileceği “homo sacer” bir kişi de olabilir, bir kitle de. Kutsiyet atfedilemez ve de hukuki olarak da asla savunulamaz. Kendini de savunmasına izin verilmez. Hiç bir şart ve kayıtta “insan” hakkına sahip değildir.
Byung-Chul Han da Yorgunluk Toplumu kitabında “Homo Sacer”i şöyle
Başlarken “dışarıda”olmak nasıl bir şey ona yine Agamben’in “Homo Sacer” Kutsal İnsan kuramı üzerinden örnek vereyim; -önce bu kitabını okumanızı öneririm- Kutsal İnsan
Agamben, “homo sacer” terimini Roma hukukuna dayandırır. Bu terim, bir bireyin hem kurban edilemez hem de hukuken yok edilebilir olduğunu ifade eder. Bu kişi, toplumdan tamamen dışlanmış ve tüm yasal hak ve korumalarından da mahrum bırakılmıştır. Yani, homo sacer’in yaşamı hukuki anlamda hiç bir değeri olmayan, ancak tamamen öldürülebilir bir hayatı temsil eder. Zygmunt Bauman Agamben’den alıntı yaparak göçmen politikasını anlatır: “Giorgio Agamben, eski bir kategori olan Homo Sacer'in yeniden canlandırılmasını ve güncel, modern ifadesini bulur: Cezalandırılma korkusu olmaksızın öldürülebilecek, ama dinsel ayinlerde kurban edilemeyecek bir insan; başka bir deyişle, mutlak surette muaf tutulan -beşeri ve ilahi yasaların kapsamı dışındaki- bir insan. Agamben, "yaşanmaya değmeyen yaşam" kavramının - Homo Sacer kavramında da olageldiği gibi- etik olmadığını; ama modern versiyonu içerisinde, "egemen iktidarın üzerinde temellendiği" kategori olarak derin bir politik anlam edindiğini de gözlemler.
"Modern biyo-politikte egemen, mevcut haliyle yaşamın değer ya da değersizliğine karar veren kişidir. Hakların bildirilmesi sonucunda, bizatihi egemenlik ilkesiyle donanmış yaşam, artık egemen bir kararın yeri olur.” Bu “kutsal insan” o kadar sistemin dışındadır ki, kurban bile edilemeyecek kadar hakirdir ama “katli vacip”tir. Bu her şeyin reva görülebileceği “homo sacer” bir kişi de olabilir, bir kitle de. Kutsiyet atfedilemez ve de hukuki olarak da asla savunulamaz. Kendini de savunmasına izin verilmez. Hiç bir şart ve kayıtta “insan” hakkına sahip değildir.
Byung-Chul Han da Yorgunluk Toplumu kitabında “Homo Sacer”i şöyle
Başlarken “dışarıda”olmak nasıl bir şey ona yine Agamben’in “Homo Sacer” Kutsal İnsan kuramı üzerinden örnek vereyim; -önce bu kitabını okumanızı öneririm- Kutsal İnsan
Agamben, “homo sacer” terimini Roma hukukuna dayandırır. Bu terim, bir bireyin hem kurban edilemez hem de hukuken yok edilebilir olduğunu ifade eder. Bu kişi, toplumdan tamamen dışlanmış ve tüm yasal hak ve korumalarından da mahrum bırakılmıştır. Yani, homo sacer’in yaşamı hukuki anlamda hiç bir değeri olmayan, ancak tamamen öldürülebilir bir hayatı temsil eder. Zygmunt Bauman Agamben’den alıntı yaparak göçmen politikasını anlatır: “Giorgio Agamben, eski bir kategori olan Homo Sacer'in yeniden canlandırılmasını ve güncel, modern ifadesini bulur: Cezalandırılma korkusu olmaksızın öldürülebilecek, ama dinsel ayinlerde kurban edilemeyecek bir insan; başka bir deyişle, mutlak surette muaf tutulan -beşeri ve ilahi yasaların kapsamı dışındaki- bir insan. Agamben, "yaşanmaya değmeyen yaşam" kavramının - Homo Sacer kavramında da olageldiği gibi- etik olmadığını; ama modern versiyonu içerisinde, "egemen iktidarın üzerinde temellendiği" kategori olarak derin bir politik anlam edindiğini de gözlemler.
"Modern biyo-politikte egemen, mevcut haliyle yaşamın değer ya da değersizliğine karar veren kişidir. Hakların bildirilmesi sonucunda, bizatihi egemenlik ilkesiyle donanmış yaşam, artık egemen bir kararın yeri olur.” Bu “kutsal insan” o kadar sistemin dışındadır ki, kurban bile edilemeyecek kadar hakirdir ama “katli vacip”tir. Bu her şeyin reva görülebileceği “homo sacer” bir kişi de olabilir, bir kitle de. Kutsiyet atfedilemez ve de hukuki olarak da asla savunulamaz. Kendini de savunmasına izin verilmez. Hiç bir şart ve kayıtta “insan” hakkına sahip değildir.
Byung-Chul Han da Yorgunluk Toplumu kitabında “Homo Sacer”i şöyle