Eğer gelen bütün bu bilgileri bilinçli zihniniz işlemek zorunda kalsaydı, beyniniz aşırı yüklenmiş bir bilgisayar gibi donardı. Ayrıca, biz bunun farkında olmasak bile, her saniye çok sayıda karar veririz.
Kant'ın teorisi, yalnızca nesnel olayları belgelemek yerine, dünyanın nasıl bir yer olduğunu etkin bir şekilde kurguladığımız; algılarımızın yalnızca var olanlara dayalı olmadığı, daha ziyade bir şekilde zihnimizin genel özellikleri tarafından yaratıldığı -ve sınırlandırıldığı- yönündeydi.
Gerçek şu ki bilinçdışı zihinlerimiz etkin, bir amaca yönelik ve bağımsızdır. Bilinçdışı saklı olabilir, fakat etkileri öyle olmaktan uzaktır; çünkü bu etkiler bilinçli zihnimizin dünyayı algılayışı ve gösterdiği tepkileri şekillendirmek açısından çok önemli bir rol oynarlar.
İnsanların temel arzusu, kendilerine ilişkin olarak kendilerini iyi hissetmektir ve bu nedenle, bilinçdışı bir şekilde, kendilerininkine benzeyen özellikler lehinde önyargılıdırlar; isterse bu soyadı gibi görünürde anlamsız bir özellik olsun. Bilim insanları beyinde, bu önyargının büyük kısmına aracılık eden ve adına "dorsal stiratum" dedikleri gizli bir alan bile belirlemişlerdir.