Çünkü dinleyen birini bulamayınca insan anlatmaktan vazgeçiyor, susuyor. Ve ben biliyorum ki bir insan susmuşsa anlatılacak çok şeyi var ama dinleyecek kimsesi yok diyedir.
İnsan bazen bu dünyanın içinde kaybolup gidiyor. Öyle bir kaptırıyor ki kendini ne etrafta olanları görüyor ne sesleri duyuyor ne de hissedebiliyor. Sadece bir rutinin ve alışmışlığın içinde hırpalanıp da duruyor. Yani yaşıyor ama yine de ölen bir şeyler var.
Aslında gelen ve giden vardır sadece yolda desem daha doğru belki. Giden hep hüzünlüdür. Hep bir parçasını ardında bırakır, eksik ve noksandır yani. Ama gelen de her zaman mutlu değildir ki. Bazı gelişler kavuşmalar için değildir. Bazı gelişler ayrılık içindir.