Nereden başlasam ki? Öyle bir kitap ki bu; yalnızlık, depresyon, yas, gelecek görememe, umutsuzluk, bir tutam da kendine kızma, bunlar kitabın ana bileşenleriyken bile size sıcak bir ortam sunabiliyor kitap boyunca. Kitabı bitirdiğinizde avcunuzda hafif bir sıcaklık, içinizde bir burukluk kalıyor.
Kitap iki öyküden oluşuyor, ilki kitaba adını veren Mutfak, diğeri Ay ışığı gölgesi. İki öykünün de oldukça benzer yanları var fakat birisi bittiğinde içinizi daha bir cız ettirebilir yalnızca.
Mutfak öyküsü onu yetiştiren büyükannesi öldükten sonra büyükannesinin oldukça sevdiği bir çiçekçi çocuğun bir anda Mikage'ye evinin kapısını açmasıyla başlar. Mikage ve bu çocuğun ilişkisini, Mikage'nin kendi ve hayat için durum değerlendirmelerini, özellikle yalnızlık ve umut hakkında düşüncelerini okuruz kitap boyunca. Bir de Eriko vardır tabi ki, çiçekçi çocuğun(Yuichi olması lazım)annesi. Eriko ve Yuichinin ilişkisi özellikle çok güzeldi. Hatta bir yerlerde Yuichi Eriko Eriko'dur işte gibi bir cümle söyler onu tam olarak anne ya da baba olarak görmez, sebebini anlarsınız. Onu o şekilde kabullenmesi ayrıca Mikage ve Erikonun da ilişkisi çok hoşuma gitti. Sonlara doğru Mikage oldukça sevilesi geldi gözüme nedense.
İkinci öykümüzde ise yine kayıp veren bir genç kızın başa çıkmaya çalışmasını okuyoruz. Neden bilmiyorum ama iki öyküde de yaşça ana karakterden büyük olan kadınlar (Birincide Eriko ikincide Urara) oldukça anaç ve yol gösterici yazılmışlar ve bu çok hoşuma gitti. Bu öykünün son sayfası -belki kitabın da son sayfası olduğundan- garip bir his bıraktı, oturdum kaldım.