Dönüş yolunda mezarlığın yokuşunu çıkarken yıldızların hepsinin kafamdaki bir düşünce, bir an, bir bilgi, bir hatıra gibi olduğunu hissettim. İnsan hepsini aynı anda düşünemiyor ama görebiliyordu. Aklımdaki kelimelerin, aklımdaki hayallere yetişememesi gibi bir şeydi bu. Kelimeler duygularıma yetişemiyor ve yetersiz kalıyorlardı.
......
bu kadar inanmasaydı
ne doğrusu çekilirdi ne yanlışı.
*
sözüm ağzında kaldı
kime ne söylersen söyle
benden başlayacak cümlen.
*
cennet mavi olabilir ama
insanın çilesi daha güzeldir.*
hayatımı sevdim birden.
*
yarasalar ay ışığını paylaştırıyor bahçeye.
*
yaşamadıklarımızın hatırası, dedi
elindeki kitabı uzatarak.
*
bütün bu sözlerin bir tek hükmü var
seni seviyorum.
*
bu nasıl bir bağış tanrım
ölüm, yaşarken acı veriyor insana.
*
eğer bizi sual eden olursa
boynum armut sapı canım sağ söyle*
zeytinler çiçeklendi
deniz kirpiklendi
öyle bir geçti ki yoksulluğumuzdan
canımız yapraklandı.
“İnsanlar onlara ne söylediğinizi
unutabilirler, insanlar onlara ne yaptığınızı da unutabilirler; ama insanlar onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar.”