Kaybolmuş hakkın başa bela haksız
Hakkı aydınlatacak güneş doğsun cahil hakkı görsün.
Perişan olmasın kaybolmasın emeğine sarılan yılların
Cahil kalleşe düşmüş kalleş sahibi deccaldır.
Tevekkül de var ferfecir güçlü aydınlık
Edebî bozulmaz edebine sahip çıkan
Kaldım savaşın ortasın da adalet güneşi doğu'sa
Karder nur olup sırlarla ilahi adalet yazılsa
Meydan hazır düşman hazır bayrak hazır
Kazanmaya adanmış asker hazır
Tir tir titriyor cahil kuyusuna düşmüş düşman
Hak birdir tecelli ederdir savaşı kazanan ilmi öğrenendir
Akıl güç'ün de gizlidir cömertlik üstünlük hakkı adalet
Sır aynasın'da görünür sadakatla baktığında
Hak bilen usta'dır pusat bilen harpçı'dır
"Aşk" dedi yıldızların yolladığı tosbağa ve sonra devam etti. “Aşk, bir şey yaratmaz ama kainat var olduysa aşkla var oldu ve kainat yok olacaksa aşkla yok olacak, bunu sakın unutma olur mu turşu? "
İnsan ne zaman ölür? Nefes almayı bıraktığı ya da kalbi atmaktan yorulduğu zaman mı? Yoksa ölüp de toprak olmaya başladığı zaman mı? Belki, ikisi de değildir. Belki de insan yalnız kaldığı zaman ölüyordur. Anılarına şahitlik eden kimse olmazsa onları yaşadığına nasıl emin olabilirsin ki? Eğer öyleyse kim bilir ne zamandan beri ölüyüm
Senin yanında zaman diye bir şey yok. Sadece sen varsın. Sen olmayınca başlıyor zaman. Çünkü insan zamanı en çok beklerken kullanır. Göz kırpışlarımdaki fark edilmeyecek kadar çabuk geçen o karanlık asırlarda bile seni bekliyordum.