İnsanın kendisiyle mesafesi, dünyanın geri kalanıyla arasındaki mesafeden daha büyükmüş. Yalnızlık, hayatın içindeki küçük bir parça değil, hayatın ta kendisiymiş.
Algernona Çiçeklerle ile vedalaştım. Zekası artırılan Charlie'nin değişimini, yükselişini ve ardından kaçınılmaz düşüşünü okurken aslında insan olmanın ne kadar kırılgan bir dengeye bağlı olduğunu hissediyoruz. Bir yandan bilginin kapıları açılırken diğer yandan yalnızlığın derinleşmesi hikayeyi daha da sarsıcı kıldı. Benim en çok içime dokunan şey bu dönüşümün ne kadar sessiz ama acı verici oluşuydu. Gösterişsiz bir şekilde büyüyen bu hikaye bittiğinde geride ağır ama anlamlı bir iz bırakıyor. Vedası bile hikayenin kendisi kadar içten ve unutulmazdı.
Keyifli okumalar
"Lütfen vaktiniz olursa Algernonun arka bahçesindeki mezarına birkaç çiçek koyun olur mu"
"Bazen özenilen dolu rutinler sadece romantize edilmiş bir çerçeve olabilir. Kulisini görmediğimiz bir sahneye şahitlik ediyoruz,hepimiz. Ve yargılarken -en çokta kendimizi- kulisi hep gözardı ediyoruz:)
Anlamlı bir hayat yaşarken bile bir sonraki katmanda anlam aramaya çalışıyoruz.
Tüm katmanlar doluyken bile sonraki katmanda yolunda olmayan ufacık bir şey yetersizim,eksiğim gibi cümlelerle en çok kendimize yüklenmemize neden oluyor."