Senelerce, senelerce evveldi;
Biz seninle orada, o deniz ülkesinde tanıştık
uzak denizler, uzak yakınlıklar içindebir
Kadırgada iki korsantarih, yarın, ütopya dolu sandıklar arasında
birbirimizi yaralarından tanıdık
dışı korsan, içi iç denizlerde yaşayan çocuklardık
konuşamadıklarımız bir bulut kalınlığında duruyordu
aramızda
oysa konuşsak, ya da dokunsak birbirimize
çekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlık
batık gemilerin deniz diplerini saran umutsuzluğu vurmuştu yüzümüze
birbirimizden ve aşkın keşfedilmemiş gizlerinden
ürküyorduk
bir definenin ikiye paylaştırılmış haritasında
bilmeden birbirimize doğru ilerliyorduk
On üç yıl sonra şimdi sevgilimden ayrıldığım bu derin,
bu kavurucu günlerde neden ansızın aklıma düştüğünü sordum kendime.
Sonra anladım:
Bir aşk birçok aşktan yapılıyor
İkimiz de yalnızdık ve birbirimize ilişmemeye çalışıyorduk
adını kimselerin bilmediği o uzak sahil kasabasında
Oysa güneşin batışını izlemek gibi
kendiliğinden bir birlikteliğe dönüştü paylaştığımız şeyler
Birbirinden kamaşmaya başlamıştı tenlerimiz
Kepçe kulağıma biriken bu zırvaları sabırla dinledikten sonra kireçli boynumu çevirip cevap verdim: "Ankara'da yaşamaktansa, İstanbul'da ölmeyi yeğlerim."