Görünen o ki, insan büyüdükçe korulukları tahrip edilen zihnine, her geçen yıl daha az düşünce uğruyor. Zihnimizin korulukları lüzumsuz hırs yangınlarını harlamak için satılmış yahut odun değirmenlerine yollanmış ve kala kala düşüncelerimizin tutunabileceği ince bir dal parçası kalmış geriye.
“Yaşamın tüm kavgaları bize bir şey öğretir , yitirdiklerimiz bile. Büyüdüğünde , yalanları savunmuş, hatta kendine bile yalanlar söylemiş olduğunu ya da saçmalıklar yüzünden acı çekmiş olduğunu keşfedeceksin. İyi bir savaşçı olursan, suçluluk duygusuna kapılmayacak, öte yandan, yaptığın hatalara da bir daha düşmeyeceksin.”
Bilindiği gibi dış görünüş çok şey anlatır ama her şeyi değil. Dış görünüş , örneğin bir insanın nasıl yemek yediğini , nasıl yürüdüğünü , nasıl konuştuğunu ve ne dediğini, öğretmene nasıl yanıt verdiğini ya da parkta nasıl koştuğunu gösterir , ama içinde nasıl bir yaşamın akıp gittiğini hiç kimsenin hiçbir şekilde anlamasına olanak vermez, hiç kimse bir insan hakkında önemsiz , boş dış belirtilere göre tahminde bulunma ve hüküm verme gücüne sahip değildir.