📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu “yeni-bulunmuş-toprak”ta, duygunun ve ıstırabınki dışında hiçbir hiyerarşi yoktur. Kim daha büyük bir yükseklikten düşmüş, kimin organları yere daha fazla saçılmıştır? Ancak pek ender olarak bu denli dobra –dobraca hüzünlü– gözükür bu toprak. Kederin grotesk bir yanı da vardır. Varoluşunuzun ussal ya da doğrulanabilir olan anlamını yitirirsiniz. Nadar’ın Katakomblar’da fotoğraflarını çektiği, kurukafalarla çevrili giydirilmiş mankenler gibi absürt hissedersiniz kendinizi. Ya da kanepe minderlerini yemeyi alışkanlık edindiği için vurularak öldürülmesi gerekmiş olan şu boa yılanı gibi.
Kederler birbirini açıklamazlar ama örtüşebilirler. Bu yüzden kedere kapılanlar arasında gizli bir ortaklık vardır. Bildiğiniz şeyi yalnızca siz bilirsiniz; bildiğiniz şeyler, farklı şeyler olsa bile.
Aşk düşündüğümüz ya da umduğumuzu yere götürmeyebilir ama aşk, sonuçları göz önünde tutulmaksızın ciddiliğe ve hakikate bir çağrı olmalıdır. Eğer böyle değilse –eğer etkilerinde ahlaki değilse– o zaman hazzın abartılı bir biçiminden başka bir şey değildir aşk.
Oysa aşkın karşıtı keder, ahlaki bir uzamı işgal ediyormuş gibi gözükmez. Bizi içine girmeye zorladığı savunmalı, kapanık konum hayatta kalmamız gerekiyorsa bizi daha bencil kılar. Yüksek bir konumu olan bir yer değildir keder, onda hiç manzara yoktur. Yaşadığınızı artık duymazsınız.