Primadonna

Primadonna
@Peperutka
Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna
Puan vermedi·159 syf.·
2019 8. kitabı
Onun kafasının içinde olmak bir labirentte gezinmek gibi . her şey karmaşık sonu başı belli olmayan bir yol gibi uzun ve ıssız. Kısaca başrol oyuncumuz kendi hikayesinde kaybolmuş oysa anlattıkları heran çevremizde yaşanan gerçekler ama insanların maskeleri var ve kılıktan kılığa girip mutluluk oyunu oynanıyor. Aklımda deli sorular , yetişkinlik ne zaman başlar, evlenince mi? Anne,babanın doğruları çocuklarına doğru mu? Ebeveynlerin gösterdikleri yoldan gitmeye mecbur bırakılmak ne kadar acı, sonra cahillikten doğan hatalar başka hataları doğuruyor gözler yumulup yola devam etme çabası işte sana halkalı bir köle, daha bir birey olmayı bilmeden baba olan ve geçim sıkıntısı çekip gurbet ellere göç eden bir ailenin dramı ama işte o an baba olmanın ne demek olduğunu anlayan gerçek baba oğul ilişkisini yaşayamamış bir yanı hep eksik kalmış şimdi de baba olunca babasına özlem duyan birisi var hemde prangalarıyla bu hayata mahpus. Aileye gelicek olursak karısı klasik kapitalist sistemin kurbanı olmuş ,çoktan nerden geldiğini unutan yeri gelince gelenek,göreneklerini kullanıp bilmediği bir şehirde %5 indirimleri kovalayan birine dönüşmüş, tabi kocasının onu aldatması önemli değil yeterki onu terk etmesin evin düzeni bozulmasın para akışı bitmesindi. Çocuklar var birde hazıra alıştırılan kendi ayakları üstünde durmak nedir bilmeyen iki arada kalan ezilen ruhları yok edilen yaşamaya çalışan canlar. Kahramanımız kendi doğrularını söylemek istiyor, cebelleşiyor ,söylüyor ama faşistler düşüyor aklına ve adresine çünkü sevmek yasaktı doğru olan sevgiden doğmuşsa sevgisizlik onun sonu olurdu sonu muammaydı. Kitabı okumama vesile olan arkadaşım Selman Ç. 'a teşekkür ederim bazen bir kitap pencere olur ışık ille içeri girer :)
Halkalı KöleBekir Yıldız · Varlık Yayınları · 1986184 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·95 syf.·
2018 43. kitabı
Sırf ismine vurulupta okuma listeme aldığım bir kitap.Tanitiminda okuduklarımdan etkilendim özellikle bir müzik enstrumaniyla çocuk sesi,kadın sesi,bozulmuş ve kotulesmis erkek sesi çıkaran karakter dikkatimi çekti.Açıkcası o karakteri merak ettim fakat hayal kırıklığına uğradım sözü edilen özellik sadece bir,iki sayfada bir,iki cümle şeklinde geçmesi şaşırttı sanırım satış politikası diyebilirim okurlar kitaba hazırlanmış ve deyim yerindeyse ana karaktere doğa üstü güçler verilmiş. Genel olarak bakacak olursak bu kitapta yazarın akıcı bir dili yok.Konu olarak güzel tasarlanmış duyguyu tam karşıya geçirmemiş arada kopuslara yaşanmıştır. Bence güzel sanatlar eğitimi alan,ilgilenen kisilerin okuması gereken bireylerin sanatı niçin yaptığını sorgulatan tokat gibi bir kitap diyebilirim işte burda aklıma "sanat sanat için mi yoksa sanat toplum için mi?" Sorusu gelir,tamda burada yazar sanatçıları kendi vicdanıyla başbaşa bırakıyor. Buarada yazar gerçekten toplumu iyi gözlemleyip tanıyan ve onların beklentilerine karışıklık veren biri çünkü kitabın geneline baktığımızda arka fonda sürekli acı var hüzün var devamlı bir duygu sömürüsü ,acıtasyon haller bu yüzden kitabın ticari bir kaygıyla yazıldığını ve yazarın kendiyle çeliştigini düşünüyorum .
Dünyanın Bütün SabahlarıPascal Quignard · Sel Yayıncılık · 20151,023 okunma
Puan vermedi·148 syf.·
2018 29. kitabı
Okuyucu kitabı bitirdikten sonra "vay be" dediyse o kitap başkaları tarafından keşfedilmeyi bekleyen bir cevherdir işte bu kitap o kitap. Budizmin ortaya çıkışı,Buda nın hayatı,hayat felsefesi farklı bir pencereden dile getirilmiş ki kitap nobel ödüllü-1946 Resmi kayıtlara göre Gorlama Buda,M.Ö 563-483 yılları arasında Hindistan da yaşadığı tahmin edilen ruhani öğretmen ve Budizmin kurucusu Budizm ise Dünyanın 4.en çok üyesi bulunan dinidir 3.Hinduzim 2.İslam 1.Hristiyanlıktır. Bana göre Budizm; insanın kendini keşfetmesi, anlam arayışı ile ortaya çıkan bir din. Fark ettim ki insan topluluğu olarak bir şeyleri keşfedince onu isimlendirmeyi seviyoruz böylece daha kolay sınıflara ayırıp ihtiyacımız olduğunda elimizin altında hazır bulundurmak işimize geliyor Gerek var mıydı? Bilmiyorum. İnsanın kendini keşfetmesi için bir dine ihtiyaç duyması gerektiğini düşünmüyorum belki o bir araç olabilir ama amaç olmamalı Bir yolculuk düşünün ki bugün sizi sıcak yuvanizdan kopartıp cebinizde beş kuruş olmadan ,karnınız belki aç belkide açıkmak üzere ve üzerinizde sadece namahrem yerlerinizi örtecek bir bez parçası,ormanın içinde vahşi hayvanlarla yaşamak,ağzına tek lokma et dahi almayıp veganlığı benimseyen biri olarak hayatınızı idam edeceğinizi söyleseler biliyorum kulağa tam bir survivor gibi geliyor ama vaktin birinde başka bir kıtada bu şekilde yaşayan insanlar varmış gel zaman git zaman bu insanlar nefislerine hakim olmayı,oruc tutmayı,beş kuruş için dilenmeyi,ihtiyacı olanlara yardım etmeyi ve kendilerini gerçek mutluluğu bulmaya adamışlar. Bu uğurda ailelerinden vagecmisler oğul olmaktan,baba olmaktan daha en başında reddetmisler ve daha nicelerinden. Evet belki bizim göremediğimizi gördüler hissedemedigimizi hissettiler,kulakları kendi iç sesleriyle şenlendi. Peki şu
Edebiyat
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447,1bin okunma
Puan vermedi·336 syf.·
2018 20. kitabı
Yüksek doz spoiler içerir Körlük deyince uçsuz bucaksız bir karanlık zihnimde canlanıyor uyurgezer olmak gibi bir şey oysa bu beyaz bir körlüktü en azından ışık vardı ve sanırım tek ikramiyeydi böyle olunca insan kendini sis bulutunun içinde yürür gibi hayal eder ve bulutların dağılmasını bekler. İlk körlük vakası trafik ışıklarında bir şoförün yeşil ışığı beklerken aniden kör olması yeşili değilde her yeri beyaz görmesiyle başlar "kör oldum,görmüyorum "diye bağırır insanlar şaşkınlık içerisinde bir yandan ne olduğunu anlamaya çalışırken bir yanda da ona yardım etmek isterler işte o anda bunu fırsat bilen biri yardımcı olabileceğini onu evine kadar götürebileceğini söyler evet bunu yaparda ama yaptığı iyiliğe karşılık adamın arabasını çalmıştır ya da almıştır diyelim adam bunu ancak karısı eve dönüp doktora gitmek istedikleri zaman anlar kızgındır böyle bir durumda bunun nasıl başına geldiğini anlamlandıramaz. . Zaman kaybetmeden göz doktoruna gidilir muayeneden sonra gözünde herhangi bir patolojik sorun olmadığı gözünün gayet sağlıklı olduğu sonucuna varılır fakat bu doktor için garip bir vakadır böylesine ilk defa rastlıyorum ne olabilir acaba deyip başka bir doktor arkadaşıyla görüşür eve gidince tıp kitaplarında bir şeyler bulmak umuduyla karıştırır o sırada kör olur ama bunu gururuna yediremez usulca yatağına yatar işte o anda bunun bir salgın olduğunu anlar sabah yetkililere haber verir hastaneyi arar ;evet doktor doğru tahmin eder bu bir salgındır insanlar birer birer kör oluyor devlet hızlı bir şekilde hareket etsede bunun önüne geçemez ve kör olan kör olma ihtimali olan herkes toplanıp eski bir akıl hastanesine kapatılır gün geçtikçe sayıları artar ama yeterince erzak,temizlik malzemesi,ilaç vs.yoktur hem olsa da ne olur ki sonuçta hepsi kör olmuştu. Oysa
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
Puan vermedi·392 syf.·
2017 29. kitabı
Her sayfasında bilgi fışkıran ağırlığından daha fazla olan dopdolu bir kitap neresinden bakarsan bak tarihe ışık tutan bilmediğimiz hayatlara misafir olduğumuz siyatten,sanattan, edebiyattan,ticaretten,haktan hukuktan,ilkelerden,ilklerden bahseden okurken nerdeyse her satırını paylaşmak istediğim kitap,tabi yazar bu olayları aktarırken bazı durumları kendi gözünden anlatmış böyle olunca bazı konular geçiştirilmiş bazı konular unutulmuş belli başlı konular üzerinde yoğunlaşma ve araya birkaç süsleme yapılmış merak ettiğim yazar bu kitabı hangi amaçla yazmış ticari mi,sanat mı yoksa ??? Yazar vicdanını rahatlatmak için yazmış ama yazarken vicdanlı davranmamış 2.istanbul buluşmasında sormuştum yazar vicdanlı mı?evet yazar vicdanlı ama yazarken cimri davranmış birçok olayı ele almış sömürge, kölelik falan filan derken aslında şuanda genel geçerliliğini kaybetmiş herkes tarafından sıradanlaşmış olaylardan bahsediyor kaldı ki bir yerde konuları ele alırken tek taraflı yorumlamış nasıl çözümleneceğinden bahsetmemiş ya da öneride bulunmamış mesela Afrika ya da dünyanın herhangi bir yerinde bizim bilmediğimiz yardıma ihtiyacı olan belki milyonlarca insan var kimimiz bireysel olarak veya devlet olarak o ülkelere yardım yapıyoruz peki bu yardımların kaçı gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşıyor şuda varki gercekten o yardımlar oraya kullanılıyor mu?yardım yapınca vicdanım rahat ozaman sıkıntı yok mu? Yazar kitapta bol bol Avrupa'nın başına gelenlerden bahsetmiş yeri geldiğinde bol bol pohpohlayip birazcıkta iğnelemiş aslında yaptığı diğer ülkeleri aşağılayıp "sanat hariç "bakın bakın biz bu yollardan geçtik sizin daha çok fırın ekmek yemeniz lazım der gibi konuşuyor ki kendisi bir gazeteci ayrıca sürgün edilmiş sen sürgün edilseydin bunları yazar mıydın? Ben yazmazdım
Edebiyat
Aynalar: Neredeyse Evrensel Bir TarihEduardo Galeano · Sel Yayıncılık · 20201,459 okunma