perin

Dönüşüm Üzerine Düşüncelerim
2/10
·74 syf.··
2025 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 04:23
Son zamanlarda Instagram’da karşıma sürekli kitap videoları ve öneriler çıkıyor. Neredeyse herkes “Dönüşüm”ü okumam gerektiğini söyledi. Kitap sadece 74 sayfa, bu yüzden büyük beklentilerle başladım. Her sayfada “Tamam, şimdi bir şey olacak!” diye düşündüm. Çünkü o kadar övüldü ki, zor zamanlarımda bana iyi geleceğini umut etmiştim. Ama dürüst olmak gerekirse, benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Hikaye ilerledikçe ne bir tat aldım ne de gerçekten beni içine çekti. Adı çıkmış bir eser gibi hissettirdi. kitap bende beklediğim etkiyi bırakmadı. Belki de bu tür eserler için doğru ruh halinde olmak gerekiyor ya da benim beklentilerim çok farklıydı. Ancak kendi adıma, “Dönüşüm”ün gereğinden fazla abartıldığını düşünüyorum.
1000Kitap
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,1bin okunma
Reklam
Kitabın tadı damağımda kaldı.
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2024 41. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2024 23:36
Birçok kişi insanlardan nefret ettiğini ve insanlardan çok çektiğini söyler. Peki, soruyorum: Bu insanlar kim? Biz değil miyiz zaten? Hani bazen diyoruz ya, “Neden bunlar bana böyle davranıyor?” Hiç kendinize sordunuz mu, acaba ben de onların bana davrandığı gibi başkalarına mı davranıyorum diye? Acaba ben de birine karşı acımasız olabiliyor muyum? Hiç fark ettiniz mi, ezilenler hep özgüveni düşük olanlardır? Onlar da özgüveni düşük olmak istemezlerdi ki! Çoğunun hayatına derinlemesine bakarsak, “Bu kadarına bile nasıl dayandı?” deriz, inanın. Ama biz, hiçbirini düşünmeden insanları ezmeye devam ediyoruz. Öyle ya da böyle, bu durumu biliyoruz zaten. Velhasıl, keşke ezilen herkes bu kitapta olduğu gibi bir gün hayaletleşip öçlerini alsa. :) Spoiler içerir, lütfen kitabı okuyacaksanız burayı okumayın. :) Bir adam düşünün; evinden işine, işinden evine giden, işini elinden geldiğince iyi yapan, kimseye karışmayan bir adam. Bu bizim baş karakterimiz. Öyle bir baş karakter ki, yıllardır gece gündüz çalışıp işini en iyi şekilde yapmasına rağmen yırtık bir palto giyen, kendi halinde bir çalışan. Ancak, hayır deme yeteneği olmayanlardan. İsteyen ona istediği işi yaptırıyor, adam saf gibi her şeyi yapıyor. Etrafındaki iş arkadaşları tarafından sürekli alay konusu oluyor; paltosunun eskiliğinden tut, yaptığı iyiliklere kadar her şeyle dalga geçiyorlar. Normal insanlar, savunmasız birini görünce genelde böyle davranırlar. İşte bu adam, yıllardır aynı paltoyu kullanıyor. Sonra palto yırtılıyor ve terziye gidiyor. Terzi, “Bu kumaş çürümüş, yırtıkları dikemem, yeni bir palto dikmelisin,” diyor. Adam yemiyor içmiyor, aylarca para biriktiriyor ve sonunda yeni bir palto diktiriyor. Paltosunu giydiği ilk gün, alaycı iş arkadaşlarının zoruyla bir doğum günü partisine davet
1000Kitap
PaltoNikolay Gogol · Tutku Yayınevi · 201746,3bin okunma
Kendine Ait Bir Oda
Puan vermedi·127 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2024 21:03
Dünyaya bin defa gelsem, bin defa kadın olarak gelmek isterdim. Evet, belki binlerce zorluğu var ama Allah, dağınına göre kar verir, değil mi? Virginia Woolf ’un “Kendine Ait Bir Oda” kitabı, yüzyıllarca önce yazılmış ve altı bölümden oluşan kısa ama dolu dolu, anlamlı bir eser. Kitaba özet verecek olursam: Bölüm 1: Woolf, kadınların edebiyat alanındaki yerini tartışıyor ve tarih boyunca erkek yazarların baskınlığını vurguluyor. Gerçekten tarihte neden hiç kadınlardan bahsedilmiyor? Onlar hiç var olmamışlar gibi davranılıyor; bunları sorguluyor. Kadınların yazma yeteneği üzerinde duruyor ancak toplumsal ve ekonomik engellerin onları nasıl sınırladığını anlatıyor. Kim bilir, belki o zamanlar da dünyaca ünlü olacak kadın yazarlar vardı ama hiçbiri hayallerini gerçekleştiremedi ve bunun tek sebebi toplumdu. Bölüm 2: Bu bölümde, kadınların kendilerine ait bir odaya sahip olmanın ve ekonomik bağımsızlığın önemini ele alır. Yalnızlık ve kişisel alanın yaratıcılık için gerekliliğini anlatır. Virginia, babaanesinin öldükten sonraki mirasıyla geçimini sağlayan şanslı bir kişiydi. Çünkü her zamanki gibi o yıllarda da fakir olanlar vardı. Bölüm 3: Kadınların yazarlık deneyimlerini ve erkek yazarların eserlerine nasıl maruz kaldıklarını inceler. Kadın yazarların kendi seslerini bulmalarının önündeki engelleri tartışır. Kadınlar o dönemlerde yazmaya başladıklarında, ailelerinin tepkileriyle karşılaşırlar; “Kalk, kitapla uğraşma, onun yerine yemek pişir!” gibi motivasyon kırıcı sözlerle. Oysa salsalardı, kimbilir yemek pişireceğine neler neler yaparlardı o kızlar. Bölüm 4: Woolf, tarihsel olarak kadınların neden yeterince temsil edilmediğini ve bu durumun toplumsal yapılarla ilişkisini anlatıyor. Kadın yazarların hikayelerini anlatmaları için gerekli olan şartları sorguluyor.
1000Kitap
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,3bin okunma
Huzursuzluğun Kitabı
10/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2024 36. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2024 02:32
"Hayattan çok az şey istedim ama o, o kadarını bile esirgedi benden. Azıcık güneş, bir lokma ekmek, bir lokma huzur, canımı fazla yakmayacak bir yaşam bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne el âlem bana muhtaç olsun. Bu kadar bile esirgendi benden." Cidden, düşünüp bakınca ne ister ki bir insan hayattan? (mutlu olmak ister) Günlük hayatta yaptığımız ne varsa ya birini ya kendimizi mutlu etmek için yapmıyor muyuz zaten? Madem insan sadece bu kadar basit bir şey istiyordu, sorarım sana hayat: bunuda mı esirgedin bizden?. En sıradan hayatın bile büyük anlamları var diyor kitap ki gerçekten de öyle. Hepimizin yaratılmasının bir sebebi var (öyle değil mi? Öyle öyle). "Ben olmasam da olurdu," diyoruz ya; kim bilir, belki de o söz "Ben olmasam olmazdı, sistem olduğu gibi yürümezdi" diye değiştirilmelidir. Yazar karamsarlığı o kadar güzel özetlemiş ki, biz insanlar, çoğu zaman iyi yaptığımız şeyleri kutlamayız; fakat binlerce doğru yaptığımız şeyin içinde bir tanesini bile yanlış yapınca kendimizi cezalandırmayı çok iyi biliriz. Öyle ki, bir karamsar duygu diğerini takip eder hale gelir. "Beni boğmakta olan bir eli boynumdan söküyorum. O eli söküp atan kendi elim, beni kurtarırken boynuma bir ip geçirdiğini fark ediyorum. İpi boynumdan dikkatle çıkarıyorum, ama bu kez de kendi ellerimle boğazımı sıkmama ramak kalıyor". Yani sonuç olarak bizi boğacak şeyi bulmakta ustayız:d. Karakter kitapta hayatının sıradanlığından kaçmak için düş kuruyor; ancak işinden ve çevresindeki insanlardan ayrılmayı düşündüğünde bir acı hissediyor. Düşünde bile acı çekenlerden (çok tanıdık geldi, değil mi?). Bizde öyle değil miyiz? Düşlerimizde bile tanıdığımız kişiler var; yani cidden, onlar olmadan düş bile kuramıyor muyuz? Kuramıyoruz galiba. Tüm hayatı bu cümleyle özetlerim:
1000Kitap
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,6bin okunma
İzmarit
4/10
·432 syf.··
2024 35. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2024 22:07
Bir gün Instagram'da gezinirken bir söz çıktı önüme: “Bir ilaç veriyorlar bana seni unutmam için, delirmiş olmalılar.” Bu kitabı bu söz için aldım. Spoiler: Kitap kapağında da dediği gibi başta dümdüz bir roman karakteri gibi, fazla sıradan bir karaktere bir kız (İzmarit) bir mesaj atıyor,ve konuşmaya başlıyorlar. Erkek, kızdan etkileniyor çünkü annesinden görmediği sevgiyi ondan alıyor. Kimsenin onun hakkında bilmediği şeyleri kız biliyor (biraz Amelie filmi havası veriyor değil mi? :)). Sonra artık konuşmalarını okuyoruz ve maalesef sonu kötü biten kitaplardan biri oluyor. Kitabın finaline yorumum, yazarın yazdığı bir sözden alıntılıyorum (sayfa 157): “Şaka mı bu final? Hangi yetimin hakkını yedik biz? Reva mı bu yaşananlar?” "İnsanlar kırıcıydı, kitaplara kaçtık; ya bu kitapta kırdı beni." :D
1000Kitap
İzmaritCemal Latifoğlu · Ephesus Yayınları · 2024919 okunma
Reklam