Pergen Han

Harvard Üniversitesi'nin kütüphanesinde 19 milyon kitap mevcut; bu rakam Türkiye'deki vakıf üniversitelerindeki tüm kitaplardan fazla! En iyiyi en iyiyle karşılaştıralım; aksi takdirde Harvard'ın 38.000 Antalya Akev Üniversitesi ettiği gibi manasız sonuçlara varırız. 6.700 lisans ve 15.250 lisansüstü (yüksek lisans ve doktora) öğrencisiyle (lisansüstü sayısının lisans sayısının iki katından fazla olduğu gözümüzden kaçmasın) Bilkent Üniversitesi'nin iki katı öğrenciye sahip bu üniversitenin 76 kütüphanesinde Bilkent'inkinden 38 kat daha fazla kitap bulunmakta! Gene Oxford Üniversitesi'nde 12, Cambridge'de ise 8 milyon kitap bulunduğunu belirtelim ve biraz daha kederlenmek için bu kütüphanelerin online erişim imkânlarının ve nadir kitap koleksiyonlarının havsalamızın alamayacağı ölçüde geniş olduğunun da altını çizelim.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günde İnternet kullanımına sekiz dokuz saat harcayan Türk halkı kitaba sadece bir dakika ayırmakta. Norveç’te bir vatandaş kitaba yıllık ortalama 137, Almanya'da ise 122 dolar harcarken, dünyaya bedel bir Türk ise 25 cent gibi komik bir miktarı kitaba ayırmakta. Bir başka veri de Türkiye İstatistik Kurumu’ndan (TÜİK) gelsin. İlim irfana doyamayan milletimizin ihtiyaç listesinde kitap kaçıncı sırada dersiniz? 235, yazıyla ikiyüzotuzbeş.
Demokratik Eğitim ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nin "Türk Halkının Kitapla İmtihanı" raporuna göre Türkiye %0. 1 ’lik okuma oranıyla 86. sırada yer alıyor. Gene aynı rapora göre başı %21 ile Fransa ve İngiltere’nin çektiğini, ardından da %14 ile Japonya'nın geldiğini görüyoruz. Bu oran, birçok Türk'ün habire aptallığından dem vurdukları Amerikalılarda ise %12. Türklerin kitaba yılda 5.5 lira harcadığını belirten raporda, kullanılan yöntem ve dayanılan kriterler açıkça belirtilmediği için, bu sonuçları sorgulayabiliriz.
Onsekizinci yüzyılda ise durum daha da kötüdür. Galata terekelerinde karşımıza kitap sahibi olarak çıkan 59 kişinin sadece biri kadındır. Onyedinci asırdaki İstanbul mahkemelerindeki kayıtlara göre kadınların sadece %13'ünün kitabı vardır; bir sonraki yüzyılın ikinci yarısında Selanik’te kadınlar kitap sahiplerinin sadece %8'ini oluşturmaktadır. Bosna'da ise durum biraz daha iyidir; 1707-1828 arasında tespit edilen 4.376 terekenin sadece 1.236'sında, yani %28.2'sinde kitap bulunmaktadır ve bunların %27.86'sı kadınlara aittir. Onaltıncı ve onyedinci asırlardaki İstanbul'la ilgili birçok kaydı inceleyen Erünsal ise, kadınların sadece %9.5'inin kitap sahibi olduğunu saptamıştır. Buna Sofya'daki %22.35 ve Şam'daki %3.85 oranı da eklenince, okuma yazma oranının coğrafi bir mantığı olduğu yönünde çekingen iddialar ortaya atılabilir. Ancak, bu bizim için tali öneme sahip bir konu; şimdilik imparatorluğun en gelişmiş şehirlerinde durum buysa, taşrada ve ücra yerlerde kim bilir nasıldır
Fransa'da kadın okuma oranlarının 1690'da % 14, 1790’da %27 olduğu yıllarda, Osmanlı kadınının hemen hiç kitap okumadığını görüyoruz.