"Aşırı poz takınmaktan artık yarattığım pozların beni yönettiği bir canavara döndüm," falan desem de aslında bu laf da bir poz olduğu için elim kolum bağlı.
Fakat bu hatalara bile bir kulp takıp, görünüşü kurtarıp, akla yatkın bir mantık üretip, halimden gayet memnun, alaycı bir piyesi oynamışım gibi geliyor. (bu sözleri de bir kitapta okudum tabii.) Sahiden de hangisinin gerçek ben olduğumu bilmiyorum. Okuyacak bir kitap kalmayıp taklit edecek hiçbir örnek bulamazsam ne yapardım?
İnsanın sabahları sağlığının zirvesinde olduğu falan yalan. Sabahlar gri. Hep aynı. Bomboş. Sabahları yataktayken hep karamsar oluyorum. Bıkıyorum. Ne kadar iğrenç pişmanlık duygusu varsa bir anda içimi dolduruyor. Kıvranıp kalıyorum.
Sabahlar işgence.
Korku cezadan daha beterdir, çünkü ceza bellidir, ağır da olsa, hafif de, hiçbir zaman belirsizliğin dehşeti kadar, o sonsuz gerilimin ürkünçlüğü kadar kötü değildir. Kızımız da cezası kesinleşir kesinleşmez hafifledi. Ağlaması seni şaşırtmamalı, bu sadece bir boşalmaydı, önceden baskı altında içinde tutuyordu. İçte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıdır.
Sayfa 45 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okudu