Evren farklılıklarla dolu. Hiçbir taş, çiçek ya da yüz, deniz kıyısında iki deniz kabuğu birbirinin aynısı değil. Dikkatle bakıldığında doğadaki farklılıkların dokusu ve çeşitliliği daha görünür hale gelir. Her insan, kalbinde bambaşka bir dünya yaşatır. Hayat hakkında ne kadar farklı hissettiğimize ve düşündüğümüze bakarsak birbirimizle konuşabilmemiz bile bir mucize; en yakın bilinenler arasında dahi uzun köprüler var. Bu da bizi birbirimiz için çekici ve büyüleyici kılıyor...
İki insan ilişkisinde değişim ancak “buluşma anları”yla mümkün. Bu tür özel anların belirleyici niteliği, derin bir karşılıklı bağlantı hissidir. Gözün göze, ruhun ruha değdiği, her iki tarafın da diğerine kalbini hesapsız açabildiği anlar. Buluşma anları, derin ruhsal temastır. İnsanın derinden görüldüğünü, hissedildiğini, kabul edildiğini ve anlaşıldığını hissettiği anlardır. Hissettiğimi hissettiğini hissediyorum diyebileceğimiz anlardır... Böyle anlarda insan olduğumuzu, bu dünyada yaşadığımıza ve çektiğimiz acılara değdiğini hissederiz...