"Kitaplar işe yaramıyor. İnsanın yanında olacak birine ihtiyacı var.” inlemeyi andıran bir sesle devam etti: “İnsan yanında biri olmazsa delirir. Kim olduğu önemli değildir, yeter ki yanında olsun."
Alet tutan el dokunuş, kalem tutan el dudak ister. Sertleşmiş eller şefkate muhtaçtır iyileşmek için. Kalemle uğraşanın aklı karışır, zihni bulanır, sevgiyi bulması için buseye susamıştır.
Ay doğardı akşamüzeri dallarına ormanımın,
Bahar da gelmişse hani kışın ardından.
Titrek yapraklarından ışık parlayarak inerdi üzerime,
Nur gibi yağardı...
Şimdi o hâlenin içinde ,
Yüzünü görüyorum.
Unuttuğum şarkılar çıkardı karşıma.
Geçmişin kokusuyla içimden geçer yüreğime inerdi.
Şimdi tüm kokular sana ait,
Kafamda bir sen türküsü,
Geçmiş gelecek ve anımda,
Tenine dokunuyorum.
Şimdi anlıyorum görmek nedir.
Şimdi anlıyorum dokunmak nedir.
O Nur içinden bakan yüzüne,
Bahar kokulu tenine,
Dokunamadan göremeden,
Kavuşamadan,
Vedalaşmak mı kader?
Kalıplarımı tuttum.
Yanına düşüncelerimi, kurallarımı, korkularımı koydum.
İçimdeki volkana attım .
Hepsini yıktım!
Budur o zaman...
Aşksa yangının sebebi,
Ben aşkın ta kendisi oldum!
Maviye
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgarda asi,
Körsem,
Senden gayrısına yoksam,
Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
Ahmed Arif