"Yeni biriyle tanışmaktan,
o kişiye güvenmekten,
o insana hayatımı özetlemekten,
o insanın özetin içindeki kırılgan noktalardan beni vurmasından,
güven duygumun körelmesinden
ve bu kısır döngüden o kadar çok yoruldum ki, artık yeni bir insanla tanışmaya tenezzül bile etmiyorum."
-Alıntı-
Tanıklık yapar mı şimdi o yatak
Ne bileyim perde işte, halı, yastık, karyola
Sır verir mi evlerin karanlık köşeleri
Konuşur mu duvarlar, ahır içleri
Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime...
"Sus" diyordu "sus"
Üstümde ağır gövde, çırpınan iki bacak
Öyle cılız, öyle güçsüz, öyle zavallı
Tükenmiş nefes nefes, "sus" diyordu "sus"
"Yol olanın yolcuları çok olur."
Ne bayramlar sevincimin sabahı
Ne bir hayal yarınlara hevesli
Ne ilk aşk hatırası kalbimin bir yerinde
Ne çocuk oldum, ne genç kız
Hiçbir şeydim hiçbir şeyin içinde
Bir babanın altında bir cesettim bay hâkim
Bir tanık istiyorsan iyi bak gözlerime...
Suna Aras
İstanbul'da bir mahkemede yaşanan konuşma şudur: Baba diyor ki, "Hâkim bey, bahçenize diktiğiniz ağacın ilk meyvesini başkasına verir misiniz?" İnanabiliyor musunuz?