Sovyet-Afgan savaşı tam dokuz yıl sürüyor, 24 Aralık 1979'da Afganistan'a giren sovyet askerleri ardlarında kocaman bir yıkım bırakarak 14 Nisan 1988'de Cenevre Anlaşması'na müteakiben ülkeden çekiliyor.
Svetlana Aleksiyeviç Nobel ödüllü bir yazar, gazeteci. Kitapları bildiğimiz edebi türlerin kalıbına sığmıyor, yeni bir tür oluşturduğu söyleniyor yazarın. Savaşa bizzat katılmış insanların duygularını, düşüncelerini, anılarını, kaybettikleri uzuvlarını, arkadaşlarının cesetlerini taşıyışlarını, on yedi, on sekiz yaşındaki çocukların çocuk olamayışlarını, bir yalana inanışlarını, ihanete uğrayışlarını, tek yaptıkları emirlere uymakken suçlanışlarını, yedikleri ve attıkları dayakları.. savaşta hayatını kaybedenlerin annelerinin ve eşlerinin korkuyla bekleyişlerini, bir mektup zarfının yolunu gözleyişlerini, kaybettiklerinin mezar taşı başında arkadaş edinişlerini.. ve daha nicesini okuyoruz bu kitapta. Anlatılan hiçbir şey kurgu değil ve bunu biliyor olmak kitabın okunuşunu ağırlaştırıyor.
Savaş edebiyatı okumayı seviyorum çünkü ancak bu şekilde bir nebze anlamaya çalışabiliriz savaş aslında neymiş, bize söylenenlere ne kadar benziyormuş. Çinko Çocuklar şahitlik etmemize imkan sağladıkları bakımından oldukça değerli bir eser. Naçizane tavsiyem okuyun, okutun.
Çinko ÇocuklarSvetlana Aleksiyeviç · Kafka Kitap · 2018311 okunma
Gog kitabın milyarder başkişisin adı. E insan milyarder olunca o kadar parayla ne yapacağını şaşırır dimi. Gog da şaşırmış olacak ki farklı farklı şeyler deniyor; domuz kalbi koleksiyonu yapmak, dev koleksiyonu yapmak gibi. Bu esnada dünyayı geziyor; Almanya, Hindistan, İngiltere hatta Türkiye. Sizin adlarını kitaplardan tanıdığımız, tarihte izler bırakmış kişilerle konuşma şansınız olsa kiminle veya kimlerle konuşmak isterdiniz? Lenin, Einstein, Freud, Gandi veya Edison cevaplarınız da varsa merak etmeyin Gog bunu sizin yerinize yapmış. Tabi isimler bu kadar sınırlı değil. Daha bir çok kisi görüyorsunuz kitapta. Baştacımız olan edebiyatın önemli kişilikleri Kafka, Victor Hugo, Tolstoy, Stendhal gibi.
Kitap iki bölüme ayrılmış. İlk bölümde üç-beş sayfalık kısa ziyaretler okuyoruz genellikle. İkinci bölüm ise daha çok sanatçılarla geçiyor. Edebiyatçıların yanısıra ressamlar da tabloya dahil oluyor ara ara. Kitapta sevdiğim bir özellik çeşitliliği oldu. Ziyaret edilen kişilerin çokluğu içeriğe yansıyor haliyle. Bir bakıyorsunuz felsefe okuyorsunuz, bir bakıyorsunuz tarih, mimari. Yok yok yani.
Tanınmış kişilerin konuşmalarını okurken sürekli bir sorgulamaya girdim. Yav Lenin bunu ciddeb söyledi mi acaba? Einstein cidden böyle düşünmüş müdür? Bu sorgulamaları itiyor olması Pappini'nin başarısıdır. Birçok farklı kişiye bürünebilmek ve onların ağzından konuşabilmek ki bunlar bilinen kişilerse iş daha zor zira az çok o kişilerin görüşlerine hakimiz yani yazarın 'uydurma' dediğimiz olaya başvurması pek mümkün değil.
Ben genel hatlarıyla kitabı sevdim ancak belirli bir olay örgüsü, sabit karakterlerin olmayışı vs herkese hitap etmeyebilir.
GogGiovanni Papini · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,411 okunma