Her yıl bahar çiçeğe durduğunda, dünya nennilendiğinde, Ağrıdağının çobanları dört yandan gelirler, kepenklerini gölün bakır toprağına atıp üstüne otururlar. Tanyerleri ışırken kavallarını bellerinden çekip Ağrıdağının öfkesini, sevdasını çalarlar. Ve gün kavuşurken Küp Gölü'ne bir ak kuş gelir kanadını som maviye batırır.
Elimden her şey alınmıştı, zamanı bilmeyeyim diye saat,
bir şey yazamayayım diye kurşunkalem,
bileklerimi kesmeyeyim diye bıçak alınmıştı;
hatta bir sigara gibi en küçük bir kendini uyuşturma aracı bile yasaklanmıştı.