SEYFULLAH DEMİR

SEYFULLAH DEMİR
@PhiloSophia__
8/10
·115 syf.··
2023 127. kitabı
Dramatize edilmiş romanlar genel itibariyle ilgimi çekmiyor olmasına rağmen Turgenyev’in bu şaheserini elimden bırakamadım. Bir roman olmaktan ziyade novella akıcılığında, ölümüne iki hafta neyin kalan bir adamın, geçmiş yaşantısını akıcı ve sürükleyici bir üslup ile okuma fırsatını buldum. İnsanın ölümüne ramak kala tüm hayatı gözlerinin önünde film şeridi gibi geçer derler ya hani, işte o filmi izlemiş gibiyim bu kitapta. Turgenyev gerçekten mükemmel bir tasvir ustası ve duyguyu o kadar ustalıkla aktarıyor ki, yaşanmış misali dedikleri bu olsa gerekti.. Kitabın kahramanı, ama eminim kendisi böyle nitelemezdi çünkü o kendini lüzumsuz bir adam olarak tasvir eder, Çulkaturin başından geçen bir aşk hikayesini ölümüne ramak kala anlatma nezaketinde bulunuyor da bize bu şahesere ulaşma imkanı sunuyor. Bu hikaye ufak çaplı bir kasabada yaşanan ve klişeleşen bir yabancı kasabaya gelmesiyle başlar başlamasına klişe deyişimin asli sebebi Turgenyev sonrası bir edebi eser klişesi haline gelen bu konuyu dahi muhteşem anlatımıyla benzerlerini elbette bitap bırakıyor. Nihayetinde okumayı tavsiye edebileceğim eserlerden biridir.. “Büyük ihtimalle doğa bu dünyaya gelişimi hesaba katmadı ve bundan dolayı da bana davetsiz misafir muamelesi yapıyor.” Puan: 8/10
Lüzumsuz Bir Adamın GünlüğüIvan Turgenyev · Notos Kitap · 2013970 okunma
Reklam
5/10
·112 syf.··
2023 126. kitabı
Bir genç, bir sahafı ve eşini aradığı bir kitaptan ötürü her Allah’ın günü rahatsız edici bir soru cevap şeklinde ilerleyen muhabbet ile okuyucuyu sinir krizine sokuyor.. Kitabın devamını okumadım, sonu nasıl bitecek bilmiyorum ama kitabın üçte birinde yukarıda bahsini ettiğim olay aynen devam ediyor.. İşte o aradığı saklı kitaptan bir asa mı neyin bulacakmışta sonracığıma bu asa onun bütün sorularına cevap olacağmış.. Olayın felsefi bir derinliği varsa da beni mazur görün artık.. Puan: 5/10
Saklı AsaAnooshirvan Miandji · Bilgi Yayınevi · 0337 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2023 120. kitabı
Kelimenin, sevginin, duyguların en saf halini Halil Cibran’dan okumak mümkün. Bu kitapları okumak meditasyon yapmak gibi ya da uzlete çekilmek gibi, bir derviş misali kırk gün çile hayatı yaşamak gibi, kendi özüne dönmek ve kendinle söyleşi yapmak gibi.. Selda Terek yayıma sunduğu bu eserde yazar ve ressam olan Halil Cibran’ın ilk olarak hayatını ve daha sonra onun diğer kitaplarından bir demet halinde düşüncelerini sunmuş, ve bunu yaparken okuyucuyu ihmal etmeksizin yazın dili yalın ve akıcı olmuştur.. Halil Cibran’ın Ermiş, Ermiş’in Bahçesi, Deli, Gezgin, Kum ve Köpük, Dünya Tanrıları, Sözler adlı eserlerini okumuş olmakla beraber bu biyografi nitelikli eserin özelinde bir inceleme yapmak üzere yazdığım bu yazıda diyebilirim ki yazar, okuruna bir Platon ya da Sokrates ile sohbet ve onlar nidasıyla seslenip, sevgi özelinde duyguların felsefesinde birleşmeyi ve düşünmeyi sunuyor.. Osho okumuş olanlar bilecektir, o da tıpkı bendeniz gibi Halil Cibran hayranıdır ve “Aşk, özgürlük ve tek başınalık” adlı eserinde bunu dile getirmiş olmakla beraber zaman zaman Halil Cibran’dan alıntılar yapmış ve yazara övgüler dizmiştir. Bunun zannımca şöyle bir sebebi vardır ki; iki düşünürün ‘sevgi’ hakkında fikirleri ve hatta yaşantıları aynıdır. Onlara göre kısaca sevgi, aşk iki insanın bir akde veya anlaşmaya ihtiyaç duymaksızın birlikte yaşamalarıydı. Bundan sebep olsa gerekti ki iki düşünürde ömürlerinin sonuna değin ‘sevgi’ adına yüzlerce nutuk çekmelerine rağmen, hiç evlenmediler. İncelememi kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum.. “Güzel ve Çirkin, bir gün deniz kıyısında karşılaştıklarında birbirlerine denizde yıkanmayı teklif ettiler. Böylece üstlerini çıkarıp suya girdiler. Çirkin, bir süre sonra kıyıya geri dönüp üstüne Güzel’in elbiselerini geçirerek oradan
Halil Cibran - En Kutsal Gözyaşlarımızın Gözlerimize İhtiyacı YokturSelda Terek · Destek Yayınları · 2020962 okunma
Şeker Portakalı
6/10
·184 syf.··
2023 32. kitabı
Duyguları enkaz yerine dönmemiş her bir okur için oldukça duygusal gelecek bir eser ama gelgelelim ki şahsım adına söyleyecek olursam duygusal bir fıtrata sahip olamamamdan kaynaklı olsa gerek çok ama çok sıkıldım. Maddi zorluklara ve sıkıntılara ufacık bedeniyle karşı koyan, çocukluğunu yaşayamamış ya da yaşayamayan, hayal gücü çok kuvvetli olan ve bu hayallerinin ardından giderken kendini keşfetme çabası içinde olan bir büyümüşte küçülmüş çocuğun hayat hikayesi.. Bana hiç yabancı gelmedi bu hikaye diyorsanız, çok haklısınız. Ülkemiz gibi refah seviyesi düşük ülkelerin sözüm ona varoş mahallelerinin her bir köşe başında, hayallerini küçük yaşlarda kuru ekmeğin arasına katıp mideye indiren çocuklar, maddi zorluklar, düş kırıklıkları, diz boyu fakirlik.. Öyle zannediyorum ki bu romanı okuyan bendeniz, refahat içerisinde yaşayan bir milletin sakini olsa idim, elbette bu hikaye ilginç gelecek ve belki de Zeze denen bu garib veledin haline üzülmemem işten bile olmayacaktı. Şimdi dönüp bakıyorum ki milletimin çocuklarına o altın gibi çocuklara ve yaşadıklarına, diyorum ki evet bu hikayeden biz de o kadar çok varki.. Kitaptan bir alıntı ile incelememi bitirmek istiyorum.. “Bir çocuğun yüreğindeki üzüntüler, gözyaşları kadar temizdir.” Puan: 6/10
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,3bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2022 2. kitabı
Bir kaç saatte kayda değer bir kitap bitirmeyeli uzun zaman oldu. Göz pınarlarım kurumamış olsa belki de bir kaç damla gözyaşı bile layıkıyla dökülebilirdi.. Canan.. Bir yaşanmışlık hikayesi, kendi dilinden, basit ve etkileyici bir üslupla, ders verici, ibret alınası, baş ucuna koyulası bir eser.. Eserin edebi değeri tartışmaya açık olmakla beraber, bu şekilde düşünmemin sebebi şudur ki; günlük konuşma diline yakın olan üslubu, kimi yerlerde ise bu dengeyi kuramamış fazlaca süslü cümleler kurmaya çalışılmış olmasındandır. Ayrıca bazı belli fikir kalıpları tartışmasız kabullenilmişken, yine bazı belli fikirler kılı kırk yararcasına incelenmiş, tartışılmış, hatta yerilmiş olması hikayenin akıcılığına halel getirmesinin yanı sıra olumlu yönü ise kafalarda olan sorulara yarım yamalakta olsa cevap niteliği taşıyor olmasıdır. Gönül isterdi ki yalnızca Canan’ın hikayesini okuyalım onunla hemhal olalım ancak arada yazarın da fikirlerinden nasibini almak zorunda kalınmıyor değil bu eserde. Amacım yazarın fikirlerini eleştirmek değil tabii ki, hatta bu fikirlerini ayrıca kaleme aldığı farklı kitaplarını da ( Kendini Arayan Adam’ı - tavsiye ederim ) okumuş bulunmaktayım, hikayenin tekdüzeliğine yapılan bu saldırının arkasında kafa karışıklığı yaşatmasının, meselenin sıhhatini bozacağına inanıyorum. Daha önce dediğim gibi; eserin edebi değeri tartışmaya açık olsa bile, duygusal yönünün tartışmaya kapalı bir mükemmelliği yansıttığına inanıyorum. Yaşanmış bir hayat öyküsünden hâlk olan bu eser, kahramanımızın ibretlik yaşantısını tıpkı bir dizi izler gibi akıcı bir üslupla yansıtmış olması ve bunların her bir sahnesini okuyucunun gözünün önünde canlandırabiliyor olmasının takdire şayan olduğunu belirtmek isterim. Kitabı, yine kitaptan bir alıntı olacak olan şu cümle ile
CananHalit Ertuğrul · Nesil · 20112,920 okunma
Reklam