Yaşama gücü ile doluyuzdur ama Freud, "Haz Ilkesinin Ötesinde" adlı yazısında bize; uyuşukluğa, hissizliğe ne kadar özlem duyduğumuzu söyler. İyileşmek isteriz ama acı çekmeye bayılırız!
Freud'un hastalarında tedavi etmekte gitgide en zorlandığı şey, onların (çoğu zaman bilinçdışı) tedavi edilmeme arzularıydı. Ne kadar tedavi edilemez olduğumuzu yani mazoşizm adını vereceği şeyin ruhsal simyası yoluyla ıstırabımızdan ne kadar haz alabileceğimizi keşfetti.
Bedenin sadece sözcüklerle tedavi edilmesinin doktor Freud'u daha edebi sanatlara yaklaştırması kaçınılmazdı. Aslında ilk vaka öykülerinin "hastanın ıstırabının hikayesi ile hastalığının semptomlari arasında çok yakın bir bağ" olduğunu yazmıştı. Psikanalitik tedavide hastalar yaşam hikayelerini akıllarına ne gelirse söylerek anlatırlar. Bu,hikaye anlatmanın ve hastalık öyküsünü aktarmanın sıradışı bir yoludur.
Dolayısıyla psikanalizin ilk mağdurlarından biri de geleneksel biyografi oldu.Psikanalizden sonra geçmişe dair tüm anlatılarımız, tüm tutarlılığımız ve akla yatkınlığımız zan altına girmiştir. Bunlar ifşa ettiğinden daha fazlasını gizler