Bu küçük sorunu, elimle
hafifçe örtmeye devam ettiğim sürece, -digerleri- ne kadar öfkeye boğulsa da hayatımı, diğerleri tarafından rahatsız edilmeden
şimdiye kadar olduğu gibi özgürce sürdüreceğim.
Aksine buradan ayrılmaktan
kaçınmalıyım; eğer uymam gereken herhangi bir plan varsa,
bu meseleyi, dış dünyayı henüz içine almamış olan ve
meseleyi kendi dar sınırları içinde tutacak bir plan olması
gerekiyor, yani, sessiz olup neredeysem orada kalmalı,
meselenin, dikkat çekebilecek büyük değişikliklere neden
olmasını engellemeli ve aynı zamanda bundan kimseye
bahsetmemeliydim. Tüm bunlar tehlikeli bir sır olmasından
değil, sadece kişisel bir mesele olmasından
kaynaklanıyor. Bu şekilde, katlanılması daha kolay ve öyle de kalması gerekiyor
Benimle ilgili daima itiraz edeceği bir şeyler bulunur, tarafımdan sürekli
haksızlığa uğradığını düşünür.
Her adımım onu kızdırmaya
yeterlidir... Eğer hayatı, olabilecek en küçük parçalara bölmek
ve her parçayı ayrı ayrı değerlendirmek mümkün olsaydı hiç
şüphesiz hayatımın her parçası onu sinir edebilirdi!
Onu neden bu kadar kızdırdığımı her zaman merek etmişimdir...
Benimle ilgili her şey, onun umutlarıyla çelişiyor olabilir.
Böyle özelliklerin varlığı aşikardı fakat bu,
neden onun böylesine acı çekmesine yol açıyordu ki?..
Keşke benim tamamen bir yabancı
olduğuma hükmetseydi ki zaten her şeye rağmen öyleydim,Ve keşke varlığımı unutsaydı!
Yaşama gücü ile doluyuzdur ama Freud, "Haz Ilkesinin Ötesinde" adlı yazısında bize; uyuşukluğa, hissizliğe ne kadar özlem duyduğumuzu söyler. İyileşmek isteriz ama acı çekmeye bayılırız!
Freud'un hastalarında tedavi etmekte gitgide en zorlandığı şey, onların (çoğu zaman bilinçdışı) tedavi edilmeme arzularıydı. Ne kadar tedavi edilemez olduğumuzu yani mazoşizm adını vereceği şeyin ruhsal simyası yoluyla ıstırabımızdan ne kadar haz alabileceğimizi keşfetti.