Steinbeck’in, sade ama akıcı bir dil kullandığı bu roman, “ hayal ile hayat arasındaki ince çizgi” yi çarpıcı bir biçimde hissettirdi bana. Özellikle final sahnesi, hem beklenmedik hem kaçınılmaz bir şekilde cereyan etti. Yazarın dostluğu ve trajediyi iç içe işleyişi, eseri okuduktan sonra uzun süre zihnimde izini bıraktı. Dostluğun gücünün, hayallerin kırılganlığının ve yalnızlığın evrenselliğinin zamansız şekilde işlendiği bu eser “iyi niyetin trajediye engel olamayacağı” vurgusunun defalarca yapıldığı bir yapıt niteliğinde.