Sarılığa yakalanmış olanlara bal acı gelir, kuduz olanlar sudan korkar, çocuklar için top güzeldir. Niçin öfkeleneyim öyleyse? Yanlış düşüncelerin insanlar üstünde;ödün, sarılığa yakalanmış ya da zehrin kuduz köpek tarafından ısırılmış Kişiler üstündeki etkisinden daha mı az etkisi olduğunu sanıyorsun yoksa?
Göğsünün ortasında atan kalbe dikkat edebilen insan için saatlerin tıkırtıları önemini yitirir ama paha biçilmez hale gelir.
Nefes aldığının farkında olan insan, o nefesin boş laflarla tüketilemeyecek kadar kıymetli olduğunun farkına daha kolay varır.
Sıradan şeylere hayret edebilen insan, insan olmanın yani “sıradışı” olmanın keyfini doyasıya çıkarır.
Sıradışılık arıyor insanlar, sıradanlıktan bıkmışlar çünkü. Peki sıradan addedilen şeylerin gerçekte ne kadar “sıradan” olduğu hiç düşünülmüyor mu acaba ?
İki başlı bebekler doğduğu zaman hayret ediyoruz, normal bir insanın dünyaya gelmesi çok sıradanmış gibi..
Bungee jumping gibi uç sporları yapanlara hayret ediyoruz, tavanda yürüyen sinek çok basit bir iş yapıyormuş gibi..
Belgesellerdeki hayvanlara hayret ediyoruz, sokaktaki kedi köpek çok sıradanmış gibi..
Bilgisayar dünyasındaki gelişmelere hayret ediyoruz, hepsinin çıktığı yer olan beynimiz çok basitmiş gibi..
Gökdelenlerin inşasına hayret ediyoruz, asırlık çınarlar sıradanmış gibi..
Bir Ressamın benzetmelerine hayret ediyoruz , doğadaki asılları çok basitmiş gibi..
Çiçekli ağaçların güzelliğine hayret ediyoruz, ezip geçtiğimiz dikenler çirkinmiş gibi..
Ölüme hayret ediyoruz , yaşamak çok sıradan bir “hak”mış gibi.
Herhangi bir kutsal değere inanmamak, o insanın önyargısız olduğu anlamına gelmez. Aksine inançsızlık , maddeyi aşkın olası yorum ve çözüm önerilerine duyarsızlık eğilimine sahip olduğu için farklı yönden bir taraftarlığın doğrudan kaynağıdır.