Kitap II. Abdulhamit döneminde Yıldız Sarayı’nda geçmektedir. Roman, Osmanlı sarayının iç dünyasına, özellikle de harem hayatına içeriden bir bakış sunar. Kitabın anlatıcısı Hayrettin adında bir Haremağasıdır.
Hayrettin, çocuk yaşta köle olarak saraya getirilir, hadım edilir; kimliği, özgürlüğü ve geçmişi elinden alınmış bir varlık olur.
Saray içinde, cariyeler, kalfalar, padişah ve haremağaları arasında politik ve duygusal çatışmalar yaşanır. Kimin kime yakın olduğu, kimin sadakatle veya çıkar uğruna hareket ettiği sürekli değişir. Hayrettin, zekâsı ve gözlemleri sayesinde sarayda belli bir mevki elde etmeye çalışır. Kimi zaman ihanet ve ölüm gibi ağır sonuçlar doğuran olayların ortasında kalır.
Padişahın gözdesi Nazende kalfa ile aralarında bir yakınlık söz konusu olur. Nazende’nin statüsü, padişahla ilişkisi, saraydaki dengelere etkisi Hayrettin’i de etkiler.En çok etkilendiği kişi Cevhermisal adında bir cariyedir; onunla arasında gelişen ilişki, Hayrettin’in hem umut hem de ızdırap yaşamasına yol açar. Aşk hem yasak hem de tehlikelidir çünkü bir haremağasının cariyeye duygusal yakınlık göstermesi kurallara aykırıdır. Cevhermisal’e olan bağlılığı Hayrettin’in hayatındaki en insani, en sıcak bağdır ama aynı zamanda en çok acı çektiği noktadır.
Romanın sonunda Hayrettin, tüm çabalarına rağmen içindeki boşluğu dolduramaz. Haremde güçlü bir konuma gelse de aslında ruhsal olarak yenilmiş hisseder.
Bu roman hem tarihsel bir panorama hem de bireysel bir dram sunuyor. Modern Türk romanının erken örneklerinden biri olarak da ayrı bir değer taşıyor.
Yazarın harem anlatısı daha gerçekçi, daha eleştirel ve daha toplumsal bir bakış açısına sahiptir. Bu açılardan yazarın dilini anlatımını çok sevdim. Yazarın kalemi ile tanışma kitabım. Daha okumalarım devam decek. Siz de