Kaplanın sırtında büyümek; herkesin gözünü kamaştıracak bir kuvvet ve kuvvet gösterisi, kaplanın gibi muhteşem bir yaratığa egemen olma duygusu, yırtıcı hayvanın sırtındaki çelik adelelerin gergin kıpırtılarını bacaklarının altında hissetmek, herkesin korktuğu zalim bakışlı ölüm makinesinin efendisi olmanın verdiği doygunluk, ayrıcalık, üstünlük, tanrılık ama bir yandan da korku. Evet korku. Zaman zaman sırtından aşağı ıslak bir yılan kayıyormuş gibi tepeden tırnağa titreten soğuk bir ürperti.
İyi ve kötüyü biliyordu; ama masumiyet, bir varoluş belirtisi olarak masumiyet fikri asla zihninde yer almamıştı. Fakat şimdi, masumiyet onun için temizliğin ve iyiliğin en üst seviyesi, başka bir deyişle ölümsüzlüğün simgesi olmuştu.