Wilhem, genç esteti, hayatını sadece kendine hizmet etmek, haz almak ve tahammül edemediği durumlardan anında kaçmak üzerine inşa ettiği için fazlasıyla bencil bulur; bağlılıktan, taahhütten, sorumluluktan kaçışın ete kemiğe bürünmesidir o adeta. Wilhem, estetin toplumsal hayattan ve insanların birbirinden sorumlu oluşundan bihaber olduğunu düşünür. Hakiki ve fiili ilişkilerin yerine fantazileri geçirerek estet kendini kandırır. Hayal dünyasında yaşar; dolayısıyla fiili dünyada hareketsizliği seçmiştir. Çünkü imkânlarla oynaşmak eğlenceli olsa da imkânı gerçekleştirmeyi göze alamamak onu hep ideal dünyanın korunaklı alanında muhafaza etmektir. Oysa karar sorumluluk alma kararıdır. Diğer bir deyişle, tasavvur edilen imkân çeşitliliğinden birini seçip onu fiili kılma yolunda bir adım atmayı gerektirir. İmkânın fiili kılınması süreci bir bilinmezliktir. Ama seçim tam da bilinmeze rağmen yapıldığı için seçimin sorumluluğunu üstlenmek zorlayıcıdır. Seçmek pasifliği yarar. Dahası, zihnine, imgelemine geri çekilen estetik evrenin aksine, etik evrede seçimler toplumsal bağlamda kendini gösterir. Oyunlarda, ideallerde ve fantazilerde saklanmanın yerine, yapılan seçimlerin ve alınan sorumlulukların kamusal görünürlüğü vurgulanır. Diğer bir deyişle, hayal alemindeki gezintiler, imkânlarla flörtleşmeler, hislerin ve duyumların sunduğu ilginç dünya yansımalarıyla donatılmış estetik evre, kişinin inisiyatif alıp bir söz vermesiyle, kendisini bir şeye adamasıyla, hayatına kattığı bir bağlılıkla aşılır. Etik evre ise verilen bir taahhüdü ve onunla gelen sorumluluğu merkez alır.