Tanrım ne yüce bir ilişkiydi bu! Sevgi, dostluk, sevecenlik, hoşgörü, akıl, sıcaklık, umut dolu bir ilişki. İki insanın, bir kadınla bir erkeğin böyle görkemli bir ilişkiyle birbirlerine bağlanabilecekleri, o güne değin benim anlayış sınırlarımı aşan bir olaydı. Bunu anlıyordum ve sizin yanınızda küçülüyordum. Nasıl başarmıştınız böylesine özlü ve böylesine gösterişsiz bir yakınlığı?
Heykeltıraş Nizam, "Sevgidir ya da sevgi olmalıdır her eylemin temeli," derdi sık sık. "Bununla, aklın verilerini yadsıdığım sanılmasın. Akıl ve bilgi sorunlarımızın çoğunu açıklar, onlara çareler de gösterebilir; ama insanın eylemine en dayanıklı temel sevgidir. Çünkü akıl ve bilgi, eyleme geçmeden de kalabilir, aklın ve bilginin yanında, ta yanı başında korkunç bir bencillik bulunabilir; bu korkunç bencillik, akıl ve bilgiyi yücelterek insanı kendi küçük sorunları içinde yapayalnız bırakabilir. Akıl ve bilgi doğruyu bulur, fakat kişiye bu doğruların dışında, özel yaşamın ayrı bir yeri olduğu kanısını da -istemeden belki- verebilir. Bu kanı ise, doğruların yükleyeceği sorumdan uzak bırakabilir kişiyi. En mutlu birleşim, akıl ve bilginin sevgiyle kaynaşmasındadır."