Heykeltıraş Nizam, "Sevgidir ya da sevgi olmalıdır her eylemin temeli," derdi sık sık. "Bununla, aklın verilerini yadsıdığım sanılmasın. Akıl ve bilgi sorunlarımızın çoğunu açıklar, onlara çareler de gösterebilir; ama insanın eylemine en dayanıklı temel sevgidir. Çünkü akıl ve bilgi, eyleme geçmeden de kalabilir, aklın ve bilginin yanında, ta yanı başında korkunç bir bencillik bulunabilir; bu korkunç bencillik, akıl ve bilgiyi yücelterek insanı kendi küçük sorunları içinde yapayalnız bırakabilir. Akıl ve bilgi doğruyu bulur, fakat kişiye bu doğruların dışında, özel yaşamın ayrı bir yeri olduğu kanısını da -istemeden belki- verebilir. Bu kanı ise, doğruların yükleyeceği sorumdan uzak bırakabilir kişiyi. En mutlu birleşim, akıl ve bilginin sevgiyle kaynaşmasındadır."
Defolsunlar! Benim insanlarla hiçbir alışverişim yok. Toplumun içinde değilim ben, hiç olmadım, hep dışında kaldım onun, seyrettim sadece. Ne istiyorlar benden? Ben hiçbir yandan değilim, şiir hiçbir yanı tutmaz çünkü. Niçin anlamıyorlar beni?
Resimlerimde o savaşın izleri iyi ki yok, dedi. "Çünkü o savaş çok acı, yırtıcı, utandırıcı. Bir sanatçı ne denli çabalasa, onu yansıtamaz, duyuramaz, yapsa yapsa tatsız bir kopyasını verebilir onun, bu kopya tatsız olmaya mahkûmdur ve bunu yapmak yakışıksızdır. Şunu da söylemek istiyorum, bir sanat yapıtı, bu kopyada ileri gittikçe, ustalaştıkça, başka bir deyişle sizin aradığınız 'izler' onda çoğaldıkça bayağılaşır. Çünkü 'gerçek' ile yarışılmaz, 'acı' boyanamaz, 'yaşanan' onu yaşayana yaşamdan daha güçlü olarak bir daha gösterilemez. Sanatsa güçsüzlüğe razı oldukça düşer ve yiter. Doğrusu, işkence altında olanın sanatı gereksemesi olanaksızdır; yoksa sergilerimizi kentin halkı savunurdu, merdivenleri tel örgülerle kapamak zorunda kalmazdık. Geçende bir arkadaşım, 'Biz sanatın kent için olduğuna inanıyoruz, ama kent bizi korumuyor,' diyordu. Gereksemediği bir anda ondan böyle bir görev beklemek saçmadır.
Kötülükler hayal sınırlarını aşabilir ve böylece hayalden de inanılmaz, tüm gerçekdışı bir nitelik kazanabilirlerdi. Düzensizlik, aklı aşan bir düzen oluverirdi.