David Gilmore

Kutsal Krallık olarak bilinen destan, üç tanrı kuşağını sunan bir teogonidir. Anu, Kumarbi ve Fırtına Tanrısı. Anu, Babilli gökyüzü tanrısıdır, Kumarbi Hurrilerde Sumer tanrısı Enlil'e karşılık gelen tanrıdır. Kumarbi, Anu'nun cinsel organlarını dişleriyle koparıp hadım eder. Spermleri yutar, ancak sonra Anu, ona, üç korkunç tanrıya hamile kalacağını söylediğinde tekrar tükürür. "Erkekliğimi yuttuğun için mutlusun. Ancak iç organların için mutlu olma. Sana vücudumun meyvesi olarak üç korkunç tanrı verdim. Kafanı nihayetinde dağların kayalarına çarpacaksın..." Dünya, Kumarbi'nin tükürdüğü tohumdan gebe kaldı. Kil tabletin çok parçalı bölümü muhtemelen dünyanın fırtına tanrısını ve diğer iki tanrıyı nasıl doğurduğunu anlatıyordu. Diğer paralel metinlerden anlaşıldığı üzere Fırtına tanrısı, Kumarbi'nin yerine kral oldu. Uzun süredir bilinmektedir ki Hesiodos'un Theogonia'sı, bu Hurri efsanesinden türetilmiştir. Hesiodos aynı zamanda üç nesil tanrıdan bahseder: Uranos, Kronos ve Zeus sırayla cenneti yönetmiştir. Burada da ilk tanrı, oğlu tarafından hadım edilmiştir. Hesiodos, Uranos'un karısı Gaia'ya sarılmak üzereyken, Kronos'un babasının cinsel organlarını büyük bir orakla kesip onları arkasına doğru attığını anlatır. Toprak bu kanlı damlalardan, devler'i doğurur. Kesip atılan cinsel organı ise dalgalar çok uzaklara taşır ve köpüklerinden Aphrodite doğar.
Sayfa 166 - Kronik Kitap
Kitap Alıntısı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mezopotamya halklarının yazının keşfinden itibaren iki bin yıl boyunca kültürel yaşamın tüm yönlerinde inşa ettikleri büyük bilgi hazinesi, muazzam yapılar ve Doğu dünyasının efsanevi genel canlılığı, Yunanlılar üzerinde çok derin bir iz bırakmış olmalıdır. Ancak bu dönemde, Doğu'nun çok yönlü zenginliklerinden tam anlamıyla faydalanmak için henüz yeterince olgun değillerdi. Yunanların kendi kültür seviyeleri doğrultusunda, ilk olarak Yakın Doğu halklarının din ve mitolojilerinden etkilendiler. Yakın Doğu'dan gelen her denizci veya tüccar, Yunanlara bu saygın tanrılara ve o garip dünyanın efsanevi kahramanlarınca gerçekleştirilen mucizelere dair bir şeyler anlatırdı. Aynı zamanda dokuzuncu yüzyılda Levant'ta seyahat etmeye başlayan Yunanlar, bu masalsı dünyanın tanrılarını ve mitlerini öğrenmişlerdi. Yunanların, kulaktan kulağa öğrendikleri Yakın Doğu dinleri ve mitolojileri muhtemelen Doğu'nun Batı üzerindeki ilk etkileriydi. MÖ sekizinci yüzyılın sonunda, Homeros ve Hesiodos'un eserlerindeki Doğu kökenli mistik unsurlar zaten sabit bir Yunan formunu almıştı, bu nedenle bunların Yakın Doğu'dan geldiği dönem, en azından MÖ sekizinci yüzyılın ortalarından çok öncesine gitmelidir. Yunanlar, Fenikeliler ve diğer halklardan aldıkları efsanelerle kendi mitoloji dünyalarını yavaşça oluşturdular. Sekizinci yüzyılın ilk yarısında Yunanlara ulaşan destan hikayelerinden bazıları günümüze kadar gelmiştir
Sayfa 165 - Kronik Kitap
Kitap Alıntısı
Yunan sanatı zengin ve yaratıcı gelişimini şehir-devlet sisteminin demokratik yapısına borçludur. Yunan Arkaik Dönemi'nin en iyi eserleri, vatandaşlar için olduğu kadar yönetici çevreye mensup kişilerin siparişleri üzerine de yapılmıştır. Sonuç olarak, Yunanlıların zanaatlarının en büyük başarılarından biri olan anıtsal sanat, doğrudan ekonomik koşullara bağlıdır. Şehir devletleri ve vatandaşları arasındaki yoğun ticari ve sanatsal rekabet, sanatçılar ve atölyeler için zorlu bir dizi görev belirlemiş ve sanatsal faaliyetin bir bütün olarak organik bir şekilde gelişmesini teşvik etmiştir. Bu ekonomik ve kültürel rekabet, Arkaik Dönemde hâlâ büyük ölçüde kavramsal prosedürler çerçevesinde çalışan sanatçıların, yeni ve daha iyi yöntemler bulmaları için sürekli baskı altında oldukları anlamına geliyordu; bu da Batı kültürünün ve sanatının ortaya çıkışının temellerini atmıştır. Yakın Doğu'da da pazarda satılmak üzere ticari olarak üretilen sanat objeleri vardı, ancak bunlar çoğunlukla küçük sanat eserleri ve çömlekçilikle sınırlıydı. Yakın Doğu'nun anıtsal sanatı devlet tekelinde kaldığı sürece, Yunanistan'ın demokratik devletlerinin sunduğu gibi özgürlük koşullarında gelişemezdi.
Sayfa 25 - Kronik Kitap
Kitap Alıntısı
Barbarca katliamlar, vahşetler, zulümler, kazığa oturtma ve derisini yüzme uygula- maları, doğrudan egemenlik kurmaya yönelik Assur politikasının önde gelen araçlarıydı. Assur kralları yıllıklarında bu eylemleriyle açıkça övünürlerdi. Assurnasirpal kendisi hakkında şöyle yazdırmıştır. "Luhuti Ülkesi'nin şehirlerini fethettim. Orada büyük bir katliam yaptım, onları yok ettim, parçalara ayırdım ve ateşle yaktım. Canlı savaşçıları yakaladım ve şehirlerinin önünde kazığa oturttum." Bu tür sahneler genellikle orthostat kabartmalarında resmedilir ve görenleri kralın muazzam gücü ve düşmanlarının korkunç kaderi ile etkilerdi.
Sayfa 18 - Kronik Kitap
Kitap Alıntısı
Āşığın psikolojisi ne kadar esrarlı ve karışık bir şeydir! Sevdiğimiz vakitlerde sanki ruh derinleşir, derinleşir; öyle bir derinleşir ki, adeta göz karartıcı, baş döndürücü bir hal alır, bunun derinliklerine inmek ne başkaları, ne kendimiz için artık kabil olmaz. Bir âşığın, en çok mesut olacağını sandığınız haller ve şartlarda gizli bir kederle ağladığını ve en çok acı çekeceğini tahmin ettiğimiz anlarda sevinçten gülüp oynadığını görürüz. Sevdiğimiz kadın bile bizi mesut edecek şeyleri bilemez; nasıl, nasıl bilsin ki, biz bile onu bilmeyiz.
Sayfa 241 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı