David Gilmore

İnsanın kalbi ne acayiptir? Bir vakit onun ıstırabına sebep olan şey başka bir vakit sevinmesine sebep oluyor. Kalp denilen bu tükenmez ıstırap ve saadet kaynağı aslında kararsız ve mantıksız muhayyelemizin bir oyuncağı olduğu için bütün hareketleri hep onun heveslerine, onun cilvelerine bağlıdır.
Sayfa 171 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Evet, kendisi sevgide seyrek görülen bir ortaklığı kabul etmişti. Çünkü, başka türlü yapmasına imkân yoktu. Leylâ onda bir düşkünlük olmuştu. Leyla ihtiyacı, Leyla ihtirası onun derisi içinde uluyan bir hayvandı. Ne akıl ve anlayış, ne de irade bu hayvanı tutmaya ve yatıştırmaya güçlü değildi. Tabiatın bir sürü mantıksız, kör, zalim, çirkin, iğrenç ve ahlâkdışı kanunlarına nasıl boyun eğiyorsak Necdet de bu aşk kanununa öyle boyun eğiyordu. Onunla artık hiç mücadeleye girişmek istemiyordu; zira kendi nefsiyle ne vakit mücadeleye giriştiyse mutlaka rezil olarak utançlı çıkmıştır ve günün birinde kendi kendine: "Mademki," demiştir, "hadiselerin önüne geçemiyorum, bırakayım; hâdiseler beni alıp sürüklesin!" Bu hareket tarzı neticesi mutlaka yenilmek olan birtakım faydasız kavgalara girip gülünç olmaktan herhalde daha iyi idi.
Sayfa 160 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı
Aşk vardır ki tutkununu insanüstünlüğüne kadar yükseltir! Aşk vardır ki esirini şuursuzluğun ve hayvanlığın son basamaklarına kadar indirir. Necdet'i hükmüne olan aşk da işte, böyle bir aşktı.
Sayfa 132 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı
Ah, yaşamak ne tatlı! Her şeye rağmen, her ihtimale, her şüpheye hatta her tecrübeye, her kanaate rağmen yaşamak; kâinatta insanlar için saklı bin türlü zevk ve sevinç imkânlarından avuç dolusu faydalanmak ve kendimizi ezeli ve yanılmaz tabiatın kanunlarına bırakarak devamlı bir yanlış kaynağı olan beynimizin icat ettiği birtakım rahatsız edici ve muzip malihulyalardan kaçmak; her dakikanın kendine mahsus tatlı özünü alıp tortusunu günler selinin akışına bırakmak, bundan daha yüksek hakimlik hikmet bundan daha doğru hayat prensipi olabilir mi?
Sayfa 72 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı
Aşk her şeyden evvel hissî bir alışkanlıktır. Gözlerimiz belli bir güzelin yüzüne alışır; muhayyelemiz belli bir hava içinde sarılı kalır; kalbimiz yalnız bir sesin, bir ismin tiryakisi olur ve işte, bunu değiştirmek zorunluğu başgösterince insan kendisini çırılçıplak soyulup evinden sokağa atılmış kimsesiz, avare yaşamaya mahkûm olmuş hisseder. Kendi kendine: "Ben şimdi nereye gitsem, ne yapsam?" diye söylenir. Artık âlemdeki bütün vazifeleri ona sona ermiş gibi gelir. Bütün organizmasında, tıpkı sıcak bir memleket mahsulü olan bir ağacın soğuk bir iklime getirildiği vakit gösterdiği hazin can çekişme manzarasına benzeyen bir hal gelip çatar.
Sayfa 36 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı