David Gilmore

1920 senesindeyiz. Lloyd George siyaseti bize çoktan yapacağını yapmıştır. Taraf taraf Türk milletinin bütün nefes alma deliklerini tıkamıştır; İzmir'i bir kanlı et parçası gibi Yunanlıların önüne atmıştır. İstanbul'da işgal kuvvetleri fertlerinin halka reva görmediği cefa ve zulüm kalmamıştır.
Sayfa 24 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Gittikçe ondan nefret ediyordum, hayatta yeni ve geniş bir ufka doğru yürüdüğüne ve beni o kadar geride bıraktığına kani ki. Adeta gururundan içi içine sığmıyor; her şeyinde halasını taklid ediyor ve her taklitçi gibi bu iğreti benliğini bin güçlük ve bin muvaffakiyetsizlikle taşıyor.
Sayfa 97 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı
Bütün bu yüzler, bu sözler, bütün bu insanlar, oturduğum odanın havası beni gittikçe daha ziyade bunaltıyordu ve Nigār'ı yanı başımda rahat rahat nefes alır gördükçe âdeta öfkeleniyordum. Yüzüne en beliğ mânasını veren ve ağzının bir ucunu şöyle yana doğru hafifçe çeken o daimi, berrak tebessümü ile mukabele ediyor, herkese gönül okşayan bir nazarla bakıyor. Meğer, senelerce onu anlamaktan ne kadar uzak kalmışım!
Sayfa 89 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı
Beş senedir, işim gücüm hep bu kadını okumak, ezberlemek oldu; Nigår rahatını seven, durgun ruhlu kadınlardan biridir. Vakıa güzel olduğunu bilir; sevilmek hoşuna gider. Fakat sevmek! Bu asla onun işi değildir. Yegâne sevebileceği yine kendisidir. Onu kaç defa büyük bir ayna önünde, dalgın kendi endamını seyreder- ken gördüm.
Sayfa 84 - İletişim Yayınları
Kitap Alıntısı