Sus, sus, Macid! Bilmiyorsun, yaşamak çok güç, tehlikeli bir sanat. Bu âdeta canbazlık gibi bir şey... Yüksekten bakmayı, terazi kullanmayı, ince bir tel üstünde yürümeyi, düşmekten korkmamayı öğrenmek; hūlāsa birçok maharete, birçok da cesarete sahip olmak lazım.
Ah ne kadar sizinle beraber bulunmak isterdim!" dedi. Fakat tabiati cesaretsiz, azimsiz ve mütereddit olduğundan bu arzu onda hiçbir an niyete tahavvül edemedi, daima uyuyan bir arzu halinde kaldı.
Eğer her son bir dereke ise zirvenin mânası nedir? Tabiatın kanunlarına göre yükselmekle düşmek arasında ne bir mesafe ne de bir istikamet farkı vardır: Yükselen bir cisimle, alçalan bir cisim arasındaki fark, bir hız ve sürat farkından ibarettir. Bunun için, tabiatteki hadisat gibi, insanları da ancak bu hızları esnasında görmeli, bu hız-
ları esnasında takdir etmeli ve onlara bu hıza göre kıymet vermelidir.
Yalnız şunu söylemek isterim ki, Nur Baba'nın kendisi de dahil olmak üzere romanımın bütün tipleri hakiki değil, tabiīdirler; hiç bir tarihte, hiç bir yerde yaşamadılar. Fakat tarif ettiğim şerait dahilinde mevcut olup yaşamalarına imkân vardır. Esasen iyi romanla fena romanı birbirinden ayıran hatt-ı fasıl da işte bu imkândadır.