Prensin iyi ahlâklı olması özgürlüğe en az kanunlar kadar katkıda bulunur. Tıpkı kanunlar gibi prens de insanlardan hayvan, hayvanlardan insan yaratabilir. Prens özgür ruhları seviyorsa uyruklara, aşağılık ruhları seviyorsa kölelere sahip olacaktır. Hüküm sürmeye dair o büyük sanatı öğrenmek mi istiyor? Onuru ve erdemi kendine yakın tutsun, kişisel liyakate bel bağlasın. Hatta kimi kez yetenekli insanlara da kulak verebilir. Liyakatli insanlar denen o rakiplerden korkusu olmasın. Onları sevdiği andan itibaren, bu insanların eşitidir o. Gönüllerde taht kursun, fakat ruhları köleleştirmesin. Popüler olsun. En önemsiz uyruğunun kendisini sevmesinden gurur duysun. Sonuçta onlar da insandır. Halk o kadar az bir hürmetle yetinir ki, ona bu hürmeti göstermek yerinde olacaktır. Hükümdar ile halk arasındaki o uçsuz bucaksız mesafe, halkın hükümdarı rahatsız etmesini engelleyecektir. Dualara merhametle ve şefkatle yaklaşan hükümdar, taleplere kararlılıkla karşı koymalı, reddettiğinde halkının, lütfettiğinde ise dalkavuklarının sevindiğini bilmelidir.
Bizim monarşilerimizde saadetin temeli, halkın, yönetimin yumuşaklığına kani olmasında yatar. Beceriksiz bir bakan, köle olduğunuzu daima size hatırlatmak ister. Oysa köle dahi olsak, bunu bize hissettirmemeye çalışması gerekir. Size söyleyebildiği veya yazabildiği tek şey prensin öfkelenip öfkelenmediği, şaşırıp şaşırmadığı, gerekeni yapıp yapmadığıdır. Yönetimde belli bir kolaylık mevcuttur: Prensin teşvik etmesi, tehdit edenin ise kanunlar olması gerekir.
İstibdat devletlerinde hiciv yazısı olmaz. Bir taraftan yılgınlık, diğer taraftan cehalet insanda hiciv yazısı yazacak ne yetenek ne de istek bırakır. Hiciv yazılarına tek kişi yönetiminde hangi nedenle yasak getirilirse, demokraside de o nedenle izin verilir. Hiciv yazıları genellikle güçlü insanlara karşı kaleme alındığından, demokraside egemenliği elinde tutan halkın şeytanca zekâsını okşar. Monarşide hiciv yazısı yasaktır. Ancak burada hiciv yazısı bir suç unsuru olmaktan ziyade, kamu düzeniyle ilgili bir konudur. Hiciv yazıları halkın muzip tarafını eğlendirebilir, memnun olmayanları teselli edebilir, kamu görevlerine duyulan hasedi azaltabilir, halka acı çekme sabrı verebilir, halkın kendi acılarına gülmesini sağlayabilir.
Aristokrasi, hiciv yazılarını en çok yasaklayan yönetim şeklidir. Aristokrasilerdeki yüksek memurlar, edilen hakaretlere gülüp geçme büyüklüğünü gösteremeyen kralcıklardır. Monarşide herhangi bir ok hükümdarı hedef gösterse bile, hükümdar o kadar yüksektedir ki ona ulaşamaz. Buna karşılık, aristokratı tam kalbinden vurur.
Cezalandırılan sözler değil, bu sözler eşliğinde gerçekleştirilen bir eylemdir. Sözler ancak suç teşkil eden bir eylemi hazırladığında, böyle bir eyleme eşlik ettiğinde veya böyle bir eylemi takip ettiğinde suç haline gelir. Şayet sözler, idamlık bir suçun işareti olmaktan çıkartılıp bizzat idamlık bir suç haline getirilirse her şey tepetaklak olur.