David Gilmore

İstibdat devletini yöneten tek adamın bu gücü yine tek bir adama bırakması, istibdat yönetiminin doğasından kaynaklanır. Bir adama beş duyusunun beşi de kendisinin her şey, diğerlerinin hiç olduğunu söylüyorsa, bu adam doğal olarak tembel, cahil ve zevk düşkünü olur. Bu nedenle bütün meselelerden elini çeker. Söz konusu meseleleri birden fazla kişiye emanet etse, bu kişiler arasında kavgalar olacaktır. Bir numaralı köle olabilmek için entrikalara girişecekler, hükümdar idareyi yeniden ele almak zorunda kalacaktır. Bu nedenle, meseleleri hükümdarla aynı güce sahip olan bir vezire devretmek çok daha kolay olacaktır. Bu tip devletlerde, bir vezir tayin edilmesi temel bir kuraldır.
Sayfa 23 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitap Alıntısı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ruhban sınıfının gücü cumhuriyetlerde ne kadar tehlikeli ise, monarşilerde, özellikle de despotizme doğru giden monarşilerde bir o kadar yararlıdır. Keyfi idareyi tek başına durduran bu kuvvet olmasaydı, kanunlarından mahrum kalan İspanya ile Portekiz'in hali ne olurdu? Şayet başka bir engel mevcut değilse, böyle bir engelin varlığı her zaman iyidir. Zira despotizm insan tabiatına öyle korkunç zararlar verir ki, despotizmi sınırlayan kötülük dahi bir iyiliktir. Dünyanın tamamını kaplamak istermiş gibi görünen deniz nasıl kıyılardaki otlar, ufacık çakıl taşları tarafından durduruluyorsa, iktidarı sınır tanımaz gibi görünen hükümdarlar da tıpkı öyle, en ufak engel karşısında dururlar, doğal kibirleri yakarış ve dualara boyun eğer.
Sayfa 22 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitap Alıntısı
Bir cumhuriyette bir vatandaşa bir anda tanınan aşırı bir yetki, bir monarşi, hatta bir monarşiden fazlasını yaratmak olur. Monarşilerde kanunlar devlet yapısında öngörülmüş veya bu yapıya uydurulmuştur. Yönetimin kendi prensibi prensi durdurur. Oysa bir vatandaşa aşırı bir yetki tanıyan bir cumhuriyette, bu gücün istismarı daha vahim olacaktır, zira böyle bir istismarı kesinlikle öngörmemiş olan kanunlar, bu istismarı durdurmak için önlem de almamıştır.
Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitap Alıntısı
Maddi bir varlık olarak insan, diğer cisimler gibi değişmez kanunlarca yönetilir. Akıllı bir varlık olarak insan, Tanrı'nın koyduğu kanunları durmadan ihlal eder, kendi kendine koyduğu kanunları değiştirir. Kendi kendini idare etmesi gerekir. Bununla birlikte, sınırlı bir varlıktır. Bütün sınırlı zekâlar gibi cehalete ve hataya maruz kalır. Sahip olduğu azıcık bilgiyi dahi kaybeder. Duyarlı bir varlık olduğundan, binlerce tutkuya maruz kalır. Böyle bir varlık kendisini yaratanı her an unutabilir. Tanrı onu dinî kurallar aracılığıyla kendine çağırır. Böyle bir varlık her an kendi kendini unutabilir. Filozoflar onu ahlâk kuralları aracılığıyla uyarır. Toplum içinde yaşamak için yaratılmış olan insan, toplum içindeki diğer insanları unutabilir. Kanun koyucular ona siyasi ve medeni kanunlar aracılığıyla görevlerini hatırlatır.
Sayfa 6 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitap Alıntısı
Dünyada gördüğümüz bütün tesirlerin kör talihin eseri olduğunu söyleyenler çok saçma bir şey söylemişlerdir. Zira akıllı varlıkları meydana getirmiş kör bir talihten daha büyük bir saçmalık olabilir mi?
Sayfa 3 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitap Alıntısı