David Gilmore

İstibdat devletlerinde yönetim, doğası gereği aşırı bir itaat talep eder. Hükümdarın iradesi bir kez tanındı mı, bu irade etkisini, bir başka topa çarpan top misali, şaşmaz bir şekilde göstermelidir. Bu yönetimlerde itidal, değişiklik, uzlaşma, vade, eşdeğerlik, müzakere, ihtar diye bir şey yoktur. Teklif edilecek eşdeğerde veya daha iyi bir şey yoktur. İnsan emreden başka bir varlığa itaat eden bir varlıktır. Bu yönetimlerde insan gelecekte yaşanacak bir olaya dair endişelerini dile getiremediği gibi, başarısızlıklarını kötü talihle de affettiremez. Tıpkı hayvanlarda olduğu gibi, insanları birbirinden ayıran şey içgüdü, itaat ve cezadır.
Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitap Alıntısı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nasıl cumhuriyet yönetiminde erdem, monarşik yönetimde onur gerekliyse, istibdat yönetiminde de KORKU şarttır. Bu tür yönetimlerde erdeme hiçbir şekilde gerek görülmediği gibi, onur da tehlikeli addedilir. Hükümdarın muazzam gücü, bu gücü devrettiği kişilere geçer. Kendilerine saygı duymaya muktedir kişiler, bu tür yönetimlerde ihtilal çıkarabilecek durumdadırlar. Bu nedenle, bütün cesaretleri kıracak, en ufak hırs duygusunu dahi söndürecek bir korku salmak şarttır.
Sayfa 34 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitap Alıntısı
Aylaklıktaki hırs, kibirdeki alçaklık, çalışmadan zengin olma arzusu, hakikate duyulan nefret, dalkavukluk, ihanet, kalleşlik, sözünü tutmama, vatandaşlık görevlerini küçük görme, prensin erdeminden endişe duyup zaaflarına bel bağlama ve bütün bunlardan öte, erdemi durmadan alaya alma, her yerde ve bütün dönemlerde çok sayıda dalkavuğun ayırt edici özelliğidir sanırım. Oysa bir devletin önde gelenlerinin çoğunun namussuz insanlar, bunlara tabi olanlarınsa iyi insanlar olması, birinciler kandırırken ikincilerin aptal yerine konmaya razı olması çok rahatsız edici bir durumdur.
Sayfa 31 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitap Alıntısı
Erdem ortadan kalktığında, hırs kendisini kabul etmeye hazır kalplere girerken, açgözlülük bütün kalplere girer. Arzular hedef değiştirir, eskiden sevilen şeyler artık sevilmez olur. İnsanlar eskiden kanunlarla özgürken, artık kanunlar karşısında özgür olmak isterler. Her vatandaş efendisinin evinden kaçmış köleye benzer. Eskiden anlayış denene artık sertlik, eskiden kural denene artık sıkıntı, eskiden ihtimam denene artık korku denmeye başlar. Bundan böyle sahip olma arzusu değil, tutumluluk açgözlülük olarak görülür. Eskiden şahısların malları devlet hazinesini oluştururken, bundan böyle devlet hazinesi şahısların mülkü haline gelir. Bir ganimet haline gelen cumhuriyetin gücü bundan böyle birkaç vatandaşın nüfuzu ile diğer herkesin başıbozukluğundan ibaret kalır.
Sayfa 28 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitap Alıntısı
Monarşik bir yönetimin veya istibdat yönetiminin ayakta kalması için fazla dürüstlüğe gerek yoktur. İlkinde kanunların gücü, ikincisinde hükümdarın daima havada olan eli her şeyi çözer veya zapt eder. Oysa halkçı bir devlette, bundan başka bir mekanizma daha vardır, o da ERDEM'dir. Söylediklerimin doğruluğu bizzat tarih tarafından tasdik edilmiştir ve eşyanın tabiatına son derece uygundur. Zira kanunları uygulatan kişinin kendini o kanunların üzerinde gördüğü monarşide, kanunları uygulatan kişinin, kendini o kanunlara tabi hissettiği, o kanunların ağırlığını omuzlarında taşıdığı halkçı yönetime kıyasla daha az erdeme ihtiyaç duyulacağı açıktır. Yine açıktır ki, kötü tavsiyeler veya ihmal sonucu kanunları uygulatmayı bırakan hükümdar, sebep olduğu kötülüğü kolayca telafi edebilir. Tek yapması gereken danışmanlarını değiştirmek veya ihmalkârlıktan vazgeçmektir. Oysa halkçı bir yönetimde kanunların uygulanması durursa, bu durum ancak cumhuriyetin yozlaşmasından kaynaklanabileceği için devlet çoktan bitmiş demektir.
Sayfa 26 - Türkiye İş Bankası Yayınları
Kitap Alıntısı