Ömer İlhan

Sen, Tanrı'nın yarattığı bir varlıksın.
Puan vermedi·206 syf.··
Beğendi
·
2024 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2024 17:20
En derin korkumuzun sebebi, yetersiz olduğumuz duygusu değildir, en derin korkumuzun sebebi ölçülemez kudretimizdir. Korktuğumuz şey karanlığımız değil, yaydığımız ışıktır. Kendimize soruyoruz; "Ben kimim ki, parlak, harika, yetenekli ve etkileyici olabiliyorum?" "Sen kimsin ki bu özellikleri reddediyorsun?" Sen, Tanrı' nın yarattığı bir varlıksın. Kendini küçümsemenin dünyaya bir faydası olmaz. Çevrendekilerin güveni sarsılmasın diye küçülmek, meziyet değildir. Biz, Tanrı'nın içimizdeki gücünün yansımalarını göstermek için doğduk. Bu güç sadece birkaçımızda değil, bu güç tüm insanlarda var. Kendi ışığımızın parlamasına izin verdiğimizde Bu şansı farkında olmadan
1000Kitap
Rezonans KanunuPierre Franckh · Koridor Yayıncılık · 202526bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Martin Niemöller'in Naziler için söylediği... İnceleme için yeterlidir...
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2024 31. kitabı
Önce Yahudiler için geldiler Sesimi çıkarmadım Çünkü ben Yahudi değildim Sonra artık komünistler için geldiler Sesimi çıkarmadım Çünkü ben komünist değildim Sonra sendikacılar için geldiler Sesimi çıkarmadım Çünkü ben sendikacı değildim Sonra benim için geldiler ve ses çıkaracak kimse kalmamıştı...
1000Kitap
PrekaryaGuy Standing · Ayhan Matbaası · 2022120 okunma
Bilim ve sanat, itibar görmediği toplumları terk eder.
Puan vermedi·328 syf.··
Beğendi
·
2024 28. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 02 Mart 2024 21:15
Yazarın bu kitabında o dönemde yaşanan ; Devlet, bürokrasi, bilim, haşhaşi ve din knunusu üzerinde durmuştur.. Kitabın asıl kahramanı elbette Ömer Hayyam'dır. Özellikle Ömer Hayyam, Nizamül Mülk ve Hasan Sabah'in aynı dönemde yaşaması, küçüklük okula birlikte gidip sonra yollarının farklı yerlerde ayrışması bambaşka bir olay. Yine Ömer Hayyam'ın özellikle Melikşah döneminde devlet desteği ile bilime katkı sunuyor, bir devlet adamının bilimi desteklemesinin ne kadar önemli olduğunu anlatıyor bize. Ömer Hayyam'ın Yıldız Evi'nde çalışmaları yaparken özellikle Yunan eserlerini çevirmesi, Batlamyus'un haritasından yararlanarak bilime yeni katkılar yaptığı çalışmaların sürekli olarak dönemin hükümdarı tarafından desteklenmesi çok önemli. Ayrıca Melikşah'ın Ömer Hayyam'dan sürekli bilgiler alması onu dinlemesi bir devlet adamının yaptığı en güzel bir iştir. Ancak işin acı yani Melikşah'ın ölümü üzerine geliyor. Yine dönemim gerici, yobaz ve bilim karşıtları, Melikşah'tan sonra gelen hükümdar ve halktan aldığı destekle Ömer Hayyam'ın Yıldız Evi'ni önce yağmalayıp ateşe veriyorlar. Ömer Hayyam'in tüm çalışması adeta KÜL oluyor. Dönemin yargısı (medrese takımından oluşan kişiler, Gazali de bunların içinde) Ömer Hayyam'ı yargılıyorlar ve Ömer Hayyam'ı Nişabur'dan koyuyorlar. Ancak kovmakla kalmıyor şu şekilde karar veriliyor: " Senin gibi bir mülhidin elinden çıkan bu kitaplarının tümünün şeriata aykırı olduğuna hükmedildi. Bundan böyle medreselerde okutulması yasaklanacak ve ele geçirebilenlerin tümü yakılacak. .... Artık Nişabur şehrinin sırlarından içeri giremeyecek ve halkın içinde konuşma yapmayacaksın. Ömer Hayyam'ın şu dörtlükle, devrin gerici ve yobazlarına (yargısına) cevap veriyor: "Eğer son Yargı günün şafağında, Mezarlarımızdakiler ile doğrulacaksak, Yanıma bir
1000Kitap
Hayyam: Yıldızların EfendisiHarold Lamb · Yurt Kitap Yayın · 20131,800 okunma
Her Zaman "Bilim ve Aklın" Yolunda İlerlemek Gerekir.
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2024 15:30
İlk öncelikle şu hususu özellikle belirtmek isterim ki, kitap başından sonuna kadar tamamen akıcı ve bilgi dolu, sürekli ayrı bir merak uyandıran muhteşem bir kitaptır. "Bilimsel devrimler doğrusal gelişemezler; tıpkı soğan katmanları gibi küresel katmanlar halinde, sonraki bir öncekini yanlışlayacak şekilde değil, bir öncekini de kuşatacak şekilde gelişirler. BİLİMSEL DEVRİMLER FARK EDELİM YA DA ETMEYELİM YAŞAM ALGIMIZI DEĞİŞTİRİR. Önce bilimsel devrimler olur, sonra da siyasetçiler de bu değişime göre toplumu değiştirirler. Bu nedenle bilim siyaseti de belirler. -Galilei 'teleskobu' bulur 'dinler' tarihi değişir. -James Watt 'buhar makinesini' bulur dünya 'ekonomi' tarihi değişir. -Dr. Gregory Pincus 'doğum kontrol hapını' bulur 'kadın sosyolojisi' değişir. -Gutenberg 'matbayı' bulur 'dünya tarihi' değişir. Artık yeni hukuk "adalet mülkün temelidir" yerine "adalet bir bağlantısallık ağı olarak yaşamın temelidir" der, vatandaş olarak insanın hakları değil, yaşam ağının haklarını önceler. Şimdilerde bu yeni hukuka, ekolojik hukuk diyenler var ve bu değişimin bazı örneklerine de rastlıyoruz. Mesala Almanya'da 3 sene önce ev hayvanlarının, pet olarak değil de ailenin, evin bir ferdi olarak görülmesi kabul edildi. Sahiplik kaldırıldı. Yeni Zelanda'da koyunlar insanlarla eşit duygusal varlıklar olarak kabul edildi. Şu anda bu gelişmeler bazılarımızı gülümsetiyor olabilir ama değişim başlamıştır. Artık yaşam Bağlantıslalık ve Yaşamdaşlık üzerinedir. İnsan için yaşam değil, yaşam için insan ön plana çıkmaktadır. Bilimsel devrimlerin getirdiği yeniliklere ayak uyduramayan, hurafelere bağlı kalan bireyler, aileler, şirketler, toplumlar ve devletler tarih sahnesinden er ya da geç tamamen silinecektir. Onun için her zaman bilim ve akıl yolunda ilerlemek gerekir. "İlim ve
Yeni Bilim: Bağlantısallık - Yeni Kültür: YaşamdaşlıkTürker Kılıç · Ayrıntı Yayınları · 2021270 okunma
Kitap İle İlgili İnceleme Yazarın Kendi Dilinden
Puan vermedi·156 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2024 13:21
Halkımızın uyanmasından korkan köy ağaları, aşiret reisleri bu Alman profesörlerin ülkeden uzaklaşmasını, Köy Enstitüleri'nin kapanmasını, Halk Evleri'nin ortadan kaldırılmasını, yerine imam hatip okullarının kurulmasını sağlayarak ülkemizi şeriat avcılarının eline vermeye çabaladılar ve çabalıyorlar. Atatürk'ün hazırladığı olacaklarla sözüm ona adam olanlar, demokrasi sözü çıkar çıkmaz Atatürk'ü ve onun kanadıklarını unutturma tohumları atmaya başladılar. Büyük Millet Meclisi, köy ağaları, aşiret reisleriyle dolmuştu. Onlar ister miydi kendilerine kul köle yaptıkları insanların UYANMASINI? Neden onlar Doğu'yu kalkındırmaya çalışmadılar? Neden oralara yatırım yaptırmadılar? SÖMÜRDÜKLERİNİ DİNLE UYUTMAK İŞLERİNE GELDİ. "Laik" kelimesini dinsizlik diye çıkardılar. Atatürk laikliği ilan ettikten sonra annemin, "Kızım, insanlarımız dini bırakmaya ne kadar hevesliymiş, sanki Atatürk onlara "dininizi bırakın! "dedi. sözleri kulağımdan asla silinmemiştir. Bir de, "Hocalar Kur'an Türkçe olmaz' diye tutturmuşlar. Eğer halk onun Türkçesini okursa ellerinden güç gidecek, istedikleri gibi konuşamayacaklarından korkuyorlar da ondan" demişti. Annem yaşasaydı 110 yaşında olacaktı. 86 yaşına kadar 5 vakit namazını bırakmadı, yıllarca 3 aylık oruçlarını tuttu ve Kur'an'ın, Arapçasını bildiği halde Türkçesini okudu. Bunları hatırlayınca onun, aydın denilen aydınlardan ne kadar çok aydın olduğunu anlıyorum. (Sayfa, 132, 133) Muazzez İlmiye Çığ BİR MİLLETİN ÖZGÜRLÜK KAZANMASI, YÜKSELMESİ KÜLTÜR VE EĞİTİMLE OLUR.Mustafa Kemal Atatürk Kendi notum : Kitabın, tüm vatandaşlarımız tarafından okunmasını temenni ederim.
1000Kitap
Atatürk ve SumerlilerMuazzez İlmiye Çığ · Kaynak Yayınları · 2009333 okunma