Ofis koridorlarının karanlık tarafını hissettim. İnsan ilişkilerinin en karmaşık yüzlerinden biri, her gün aynı masaların arasında yan yana otururken aslında birbirini hiç tanımamaktır. Bir gülümsemenin ardında gizlenen düşmanlık, bir iltifatın altındaki küçümseme… Bunları hayatımda ben de gördüm. Masum görünen bakışların ardında buz gibi bir mesafe, içtenmiş gibi gelen bir sözün altında zehirli bir niyet olduğunu fark ettiğim çok oldu. İşte bu yüzden bu kitap, yalnızca bir gerilim değil, aynı zamanda ruhumda bir ayna gibiydi.
Hikâye ilerledikçe karakterlerin arasındaki gizli gerilim, bana kendi iş hayatımda yaşadığım çatışmaları hatırlattı. Bir insanla aynı ortamı paylaşırken, onun gerçek yüzünü görmenin çoğu zaman imkânsız olduğunu fark ettim. Bir kahve molasında yan yana durduğum insanların, arkamdan neler söylediğini yıllar sonra öğrenmiştim. Kitapta da aynı şekilde, yüzeyde sıradan görünen bir ilişkinin altındaki karanlık gittikçe ağırlaşıyor. Ve bu bana şu gerçeği düşündürdü: İnsan, en çok da yanında duran kişiden yara alıyor.
McFadden’in dili bana yalnızca gerilimi değil, aynı zamanda tedirginliği de yaşattı. Sayfaları çevirdikçe içimde bir sıkışma, “ya ben de fark etmeden böyle bir oyunun içindeysem” düşüncesi büyüdü. Çünkü hayat, bazen en büyük tuzakları, en sıradan anların içine saklıyor. Bir ofis sandalyesi, bir bilgisayar ekranı, bir fotokopi makinesi… Hepsi aslında bir sahne; biz de rollerimizi oynayan aktörleriz.
Ama beni asıl çarpan şey, karakterlerin ikili ilişkilerinde saklanan çıplak gerçek oldu: güvenin kırılganlığı. Birine güvenmek ne kadar kolay görünse de, kırıldığında geriye kalan şey bir daha onarılamıyor. Ben de bir zamanlar çok güvendiğim bir iş arkadaşımın, küçücük bir çıkar uğruna sırtımı döndüğünü gördüğümde içimde tarifsiz bir boşluk
Rina kent kitapları tam türk dizisi kıvamında arkadaşlar, bu kitapta da biz kardeşiz dediği yerde ‘ yook artık diye kahkaya boğuldum.
Yine de ısrarla seviyorum bu kadının kitaplarını çünkü kesinlikle mutlu sonla bitiyor ve devamı varsa ters köşelerle bitiriyor. Zaten hayatımızda yeterince stres ve olumsuzluklar varken, okuduğum kitabın yormaması, beni mutlu etmesi, mutlu sona bağlaması benim için önemli.
Ben Rina kitapları arasında kıyas yapmayı seviyorum. Şuana kadar Royal elite, yalan üçlemesi, Canavar serisini okudum ve Royal elite en sevdiğim seri oldu. Lise dramaları daha hoşuma gidiyor. Kadının erkek gibi davranmasından haz almıyorum ancak yalan üçlemesine kıyasla canavar serisini daha çok beğenmiştim neyse kitaptan sapmayalım.
Royal elite serisinde Aiden hastasıyken, Xander resmen beni eriyip bitirdin kızı kardeşin sanıp 7 yıl zorbalamak tam bir …lük hareket ama nasıl olduysa kitap sonunda ayyy diye eridim.
Evet kitapta Xander ve Kimberly arasındaki düşmanlığın sebebini, çocukluklarını, aşklarını okuyoruz. Çok güzeldi.
Şuan favorim Xander gibi gibi ama bilemiyorum Altan Aiden manyağı da gönlümü fethetti.
Sıra da Cruel King var, heyecanlıyımmm.
Rina KentBlack Knight