Hakan abi önce asil’i mi düşledi, yoksa yoksa asil yaşayan’ı bir kitapta anlatmanın haksızlık olduğunu mu düşündü bilmiyorum. Hiç bu kadar ters köşe olmamıştım. Hakan günday son dönem edebiyatımızın en başarılı eserlerini çıkarıyor. Kitabın üstünden 15 sene geçmiş. İlk defa azil i okumamın ise 13 ve ben bilmem kaçıncı kez hakan günday okurken test köşe oluyorum. Ziya hurşite mi, stan smith ayakkabılaramı yoksa Hakan Günday’ın insana ve inşa ettiği dünyaya dair nefret ve hakaret dolu ama haklı eleştirilerini mi düşüneyim bilemiyorum.
Sanırım okuduğum en iyi Hakan Günday kitabı.
Çok ince çalışılmış psikolojik detaylar ve ince işlenmiş bilgi parçaları ile her sayfayı daha hızlı çevirmek isteyeceğiniz bir kitap. Zamirin karmaşık hayatında, acıklı hikayesine, hissizleştiren bir olaylar örgüsü.
Anadolu topraklarında, antik yunan ve öncesine dair bir çok inancın, kültlerin ibadetlerin ve hatta tanrı, yarı tanrı karakterlerin özet incelemesi. Mitolojik karakterlerin akrabalıkları, ilişkileri, aşklarıda dahil bir inceleme.
Kitap bir hikaye anlatıyor sanıyorsunuz aslında size çok büyük bir hayat dersi için temeller atıyor.
Aslında herhangi bir konuda başarılı olmanın temel öğretisini anlatırken, diğer yandan başarının sizi tutsak etmemesi için gereken bilgiyide veriyor. Tetsuya, öğretiyi tıpkı kendisine aktaran ustası gibi kendi şans eseri öğrencisine aktarıyor.
Öğreti sadece kapıyı gösteriyor içeriye girmek ise öğrenciye kalmış.
Farklı bir distopya, sonu pek etkileyici değildi ancak betimlemeler çok etkileyici ve ana karakterin kusursuzluktan o kadar uzak oluşu, hikayenin olağan şekilde içinde kalmanızı sağlıyor.