Sic Mundus Creatus

Sic Mundus Creatus
@Plainview
Günün sonunda
Bir bulut düşünün dünyanın bir ucundan elde ettiği damlaları sizin üzerinize yağdıracak mutlu edecek belkide tekrardan canlandıracak ölen hücrelerinizi, toprağınızı. Arka planda yok ettiklerini, kaybettirdiklerini söylemeyecek önemsemeyeceksiniz. O sizin ruhunuza dokundu, okşadı geleceği ve geçmişi neden diye sormadınız o kadar güzeldi ki, sormak istemediniz ellerinize çarpan yağmur damlalarının kudretini. Geçmiş karanlıktır elbet her karanlık sizin için geçmişse. Dün, bugün ve yarınlar için yaşanan anlarınız vardır. Bir taraf geçmişi bir taraf ise geleceği inşa eder. An itibariyle farkındalık sahibi benlik bu paragrafı okurken geçmişi için kölelik yaptığının farkına bir kaç saniye sonra varır, geleceği için yaptığı iyiliğin gülümsemesi dudağının köşesinde küçük bir kıvrım oluşturur. Einstein "Yaşam, bisiklet sürmeye benzer. Dengeyi sağlamak için pedal çevirmeye devam etmek gerekir." demiştir.
Edebiyat
Reklam
Nietzsche bir yerlerde şöyle demişti: “En ağır yükü istiyordun kendin için ve sonunda kendini buldun.”
Edebiyat
Etrafına bir bak. İnsanların hayatları kafaları tarafından zehirlenmiş durumdadır. Hiçbir şey hissetmezler. Hiçbir şeye duyarlı değillerdir. Hiçbir şey onlara heyecan vermez. Güneş doğar ama onların içinde hiçbir şey doğmaz. Güneşin doğuşuna boş gözlerle bakarlar. Gökyüzü yıldızlarla dolar. Olağanüstü gizemlerle dolar. Ama kalplerinde hiçbir şey kıpırdamaz. Hiçbir şarkı doğmaz. Kuşlar şarkı söyler, insan ise şarkı söylemeyi unutmuştur. Bulutlar gökyüzüne doluşur ve sülünler dans eder. İnsan nasıl dans edeceğini bilmez. O artık sakattır. Ağaçlar çiçek açar; insan düşünür, asla hissetmez. Ve duygu olmadan da çiçek açması mümkün değildir.
Edebiyat
Benim için parlayan bir yıldız var, gökyüzüne her baktığımda onu görürüm ve her baktığımda biraz daha solgunlaşmış olur. Ne kadar zamandır orada veya ne için orada bilemiyorum. Çok uzun zamandır sadece bana parlar bunu bilirim. Bildiğim çoğu şeyin onun bildiklerinden ne kadar az olduğunu deneyimledim. Çünkü o her zaman olması gerekenden daha az parıldar. Benim yıldızımın ışığı söndü, benimle birlikte elbette. Korkusuz olmak için yaratılmadım, ne kadar korkulması gerekiyorsa bunu iliklerime kadar deneyimledim. Umut etmedim bir gün özgür olmayı, söz verdim; kefaretini yol gösteren ışığımla ödedim. Hep özgürdüm, asi ruhlu bir beden. Bunun için feda ettim akşam yıldızını, dert etmedim karanlıkta savaşmayı. Benim savaşım tanıdığım yollarda, benim savaşım ışığımı paylaştığım tüm bana inanlarla ve hayal kırıklığına uğramayacak her düşmanla.
Edebiyat
Pardalyan
Tanıdım ürkekliğini, parmağımı kaldırdım ve işaret ettim ; görebiliyordum. Tanıdım ellerini, yüzün pek solgun. Neden savaşmadın? Yıkamadım seni, beslendiğin topraktan güç aldın ve köklerinden sapasağlam. Tanıdım tenini, güneşin parıldayan sesi. Hiç düşündün mü beni? Artık kendinden bile kaçan, kaybolmuş biri.
Edebiyat
Reklam