Sic Mundus Creatus

Sic Mundus Creatus
@Plainview
Günün sonunda
156 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Dün gece bir rüya gördüm tanrım. Mavi ile beyaz vardı, kendisiyle kavga eden bir çok renk daha. Hava açıktı ama puslu görünüyordu, yaşanılabilirdi dünya fakat herkes ölüyordu. Özlediğim dünya, bazı amaçlar uğruna körelmiş ve yok edilmişti. Cezamın güzel olan her şeyin yok edilmesine şahitlik etmem olduğunu anladım hemen. Rüyadan uyandığımda aslında gerçekliğin yansımasını gördüğümü fark ettim. Bir rüyadan mı uyandım yoksa, bir rüyaya mı daldım bilemiyorum. Her şey artık daha keskin tonlara sahip, ana renkler daha baskın. Tıpkı fotoğraf basılan kırmızı odalara benziyor. Zihni bulanık bir insanın daha fazlası olmasını bekleyemezsin. Belirsizlik yorucu ve dayanılmazdır. Psikoloji tutarsızdır. İnsan hayatının her evresinde farklıdır, değişim çoğu zaman kaçınılmaz olarak gerçekleşir. Kendinden bile bağımsız olur gerçekleşmekte olan bu direnç noktaları. Direnç noktaları diye adlandırdığım aslında hayatta karşılaştığımız olaylara kapılmamızdan kaynaklanır. Direnci kırılan insan yaşama karşı kayıtsız kalır. Önceleri yapmaktan keyif aldığı şeylerden uzaklaşır, onları bazı zamanlar tanıyamaz hale gelir. Bu daha öncede bahsettiğim dönüşümün öncüsüdür. Yirmibirinci yüzyılda yaşamayı öğrenmek, gayretle hayatın içine atılmaktan ibaret değildir. Bazen akıntının seni götürmesine izin vermek zorundasın, ellerini bırak hırçın dalgalarla yorma kendini. Bu öyle bir denizdir ki, içerisinde boğulmazsın, yüzmeyi bilmene bile gerek yoktur. Savaşmayı bırak öğretinle, bu kazabileceğin kanlı bir oyun değil, zihninin tamda kendisidir.
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Geçmiş ve gelecek birbirlerine yolun sonu olmayan bir ayna tutar. Bunlar bir denklemin farklı kombinasyonlarıdır, biri inşa ederken diğeri eylem hazırlığındadır. Berrak bir kalemin tabiri ile şuan yaptığımız her şey geleceğimize yatırımdır. Dönüşümün kaçınılmaz olduğunu varsaymak istiyorum, varsayımlar doğruyu kanıtlar nitelikte olabilmek için kendine belirli nitelikler kazandırmalıdır. Bu niteliklerden en gereklisi gerçekliktir. Gerçek bir algı değildir, yaşadığın dünyanın bütünüdür, her ne kadar bu ayrımı yapabilecek durumda olmanı engelleyen gözlüklere sahip bir insan olmana rağmen bilmen gereken ince çizgiler vardır. Bazılarımız yaratılış gereği bir çoğundan muaf doğmuş olabilir. Konu biraz tartışmaya açıktır, çünkü algısal bu gerçeklik, evreninin dışında olan birisi için dönüşün bir daha mümkün olmayacağı sorunlar yaratabilir. Delilik diye adlandırdığınız evrensel kusurunuz, sadece gerçeği ve sansasyonu yönetebilecek zihinler tarafından başarıyla kontrol edilebilir. Böylece geçmiş ve gelecek arasındaki aynaların yansımasında kaybolmayı engelleyebilir, normal insanları zamanın izafiliğinden delilik ile kurtarabilir.
Edebiyat
Tasavvuf her birey için farklıdır. Tanrı ile ilişkilerin başladığı ve yoğunlaştığı yerdir. Toplumsal ayrımın ve statünün olmadığı, sadece yaratıcı ile aranda var olan bir bağdır. Senin neşen tanrıdır, hüznün geri kalan ve seni insan yapan her şeydir. Tasavvuf, çölün kavurucu sıcağında çıplak ayak kumlara basarak yaratıcıyla olan bağını aramaktır. Ucu bucağı olmayan, büyük kahverenginden başka bir şey bulamayacağını bile bile bu yolda yürümektir. Dondurucu soğukta yaptığın bir savaşta kılıcına bahşettiğin kurbanların her birinin tanrıya, bu büyük yaratıcıya adanması, buda bir tasavvuftur. Belki susuzluktan ölmek üzere olan bir kuşa avuçlarının içinde uzattığın bir su kadardır. İnsanın kendisi ile yaratıcısı arasında çok kuvvetli bir ilişki vardır. Bu annen, baban veya en sevdiğin küçük kardeşin, arkadaşların, eşin ile olandan çok farklıdır. Çünkü onun seni tanımaması veya yanlış anlaması mümkün değildir, kalbinde biriktirdiğin tüm sırlar bir gün onun elinde tuttuğu kilit ile açılacaktır. Bunu çok iyi bilirsin. Alternatif bir sonun bile sonsuzluğu odur. Zamanın birinde Lübnan civarlarında yaşayan ve çevresinin saygısını kazanmış bir alim varmış. Altmış yıldır yaşadığı bu zaman içerisinde yaratıcısı Allah'ın emirlerine uygun olmayan hiçbir şey yapmazmış, vakitlerinin büyük çoğunluğunu ibadet ederek geçirirmiş ve insanlarını iyiliğe, sabretmeye ve ibadet etmeye teşvik edermiş. Altmışlı yaşlarının ortalarında onu yakın zamanda öldüreceğini bildiği güçlü bir hastalığa yakalanmış. Kavruk koyu teninin git gide daha fazla güçsüzleştiğini, renginin koyulaştığını görmüş. Evine kapanmış, artık sadece ibadet eder ve güç buldukça tasavvufa yoğunlaşırmış. Çok geçmeden bu alim hayata gözlerini yummuş. Hayata gözlerini kapatmadan bir kaç istekte bulunmuş yakınlarına, bu sözlerimi
1000Kitap
Tek bir cümle ile kopamazsın dünyadan. İnsan bir defa ölmez, belki onlarca defa. Her öldüğünde de yeni bir sayfa açılmaz onun için, kaldığı yerden ölmeye devam eder, öldüğü yerden yaşamaya. Buna her ne kadar yaşamak denirse bilemem orasını. Bu senin ruhunu ilk satışın mı? Kendin için yaptığın nedir ki, bu kadar ölmeyi bile başaramamışken. Bir kadına veya adama ait olursun, güzelliğinde kaybolur, mırıldanmayı sevdiğin o en güzel şarkı olursun. Tınılar senindir, notalar onun. Burada başlar ve burada biter şarkın, bitmek derken her şeyin şiddetli bir sonu yok mudur? Başlangıcında öte. Savaş insana sevmeyi öğretir, sevmek sönmüş bir ağaca çiçek açmayı, kudretlidir. Kendinde bulamadığın o kudreti, savaşarak kazandığın şeylerden çıkar. Çünkü bir defa ölmezsin, her öldüğünde savaştığın şeyler için yok olduğunu görmelisin.
1000Kitap