Kurbanların olduğu evrensel bir sistem var edilmiş. Bundan kurtulmanın sırrını bilenler veya herhangi bir sebepten ötürü buradan ayrılanlar çarkın bir diğer yüzü olan sisteme yerleşiyorlar. Döngüyü tamamlayabilmek için tabi ki. Her biri birbirine bağlı gelişiyor, her biri kendi niteliğini koruyor ve olması gerektiği anı oluşturuyorlar. Bahsettiğim şey bir metafor değil; hayat ağacının ta kendisi. Bu o kadar kudretli ki bunu bozmaya insanlığın gücü hiç bir zaman yetmiyor, yaptıkları her karşı eylemde bir sonraki aşamanın aslında var oluşunu güçlendiriyorlar, onu yaşatıyorlar. Yirmili yaşlarda bir genç her zaman dünyayı değiştirebileceği ve onu kendi azmiyle yenebileceği hayalleri kurarak uykuya dalar. Çünkü o yırtıcı bir ruha sahiptir. Geçmişin ona verdiği zararları aynaya baktığında göremez. Kendini kanıtlamak ister, tutkuyla doludur zira bu yeterlidir yenilmemek için. Ya da öyle olduğunu düşünür. Kurulan bu düzen bir çok hayali, mutlu yaşamı, sevgiyle dolu kalpleri üzer ve onları farklı amaçlar uğruna oradan oraya savurur. Bir an gelir ki, nerede olduğunu zamanın ona söylemesiyle fark eder. Geleceği ve geçmişi siktir eder. Sadece bu anı yaşamak uğruna, içinde bulunduğu vakti özümser.
Kaygıların uzunca bir yol izler hayatında, seninle birlikte yapar yolcuğunu, her anında düşünürsün yol arkadaşını. Geriye baktığında değiştiremeyeceğin o kötülüklerin tümünü özümse, seni yarı yolda bırakan tüm kaderi ellerinde tut ve kocaman bir gülücük at ona. Çünkü aradığın o her şey bulunduğun "şuan" da gizlidir.