Yazarin 3 kitabini aldim okumak icin. Bu ilk okudugum kitabi. Bu tür kitaplara her zaman dikkatli yaklasmak önemli. Bu bir din bilgisi kitabidir ve icindeki tum bilgiler dogru bir öğrenme kaynağıdır demek yerine, her satiri her kelimeyi dikkatle okumak, radikal, farkli gelen kisimlari farkli kaynaklardan teyit etmek cok daha akilci bir yol cizebilmeyi saglar.
Bazi ayetler icin bir cok kaynakta bakmama ragmen buradaki gibi ayetin anlamini tamamen farkli bir yere goturen meallerini bulamadim mesela.
Tum kitap boyunca güzel dinimizin kadinin konumunu yucelten örneklerine, onlari erkekle eşit ve özgür görmemizi ogutleyen ayetlere yer verirken, sonlara dogru bir anda basi kapalı kadinlari kamusal alanlara sokmamaliyiz seklinde goruslerini sunmasi benim icin hayal kirikligi oldu.
Başa dönersem, bu tür kitaplara din bilgisi kitabi seklinde yaklasmayip, dini denemeler ya da din felsefesi kitabi olarak bakarsak, kendimize faydali olan bakis acilarini dogru filtrelerden gecirerek alabiliriz.
Yazar kendi yorumlarini aktardığıni bi kac yerde tekrarliyor. Bunu akılda tuttuğumuzda okunabilir tabi. Yazarin iyi niyetli bir emek verdigini düşünüyorum.
Dikkatli okunmali.
Polisiye sevenler için eğlenceli, esprili ve akıcı bir kitap. Kurgusu çok başarılı.
Arsen lupenin parmağı olan ya da onun sayesinde çözülen vakalarda oluşan bir kitap.
Yeşim Uzundal tavsiyesi ile okumaya devam ediyorum. İlk kez bir oyun okudum. Aslinda Dag Solstad' in Mahcubiyet ve Haysiyet kitabına başlayacaktım. Ancak kitapta bu oyuna sıkça değindiği için önce bu kitabı okudum.
Dürüstlüğü yüceltmek için yapılabilecek yobazliklari ortaya koyan bir dram.
Tavsiyem oyunu okumadan önce biraz yorumları ve karakter analizini içeren yazıları okuyun. Yoksa iyi bir okuma deneyimi olmuyor.
Yazarın gerçek hayatta tanıdığı bir kadından esinlenerek kaleme aldığı bir roman. 19. Yüzyılda Paris'te gösterişli bir yaşam süren metreslerin hayatından gerçek bir kesit sunmuş. Toplumda göz önünde olan elitler, metresleri resmen bir prestij unsuru olarak kullaniyorlarmis. Yani koluna taktiği saatin markası gibi metreslerin de kendilerince birer marka olması beni şaşırttı. Biraz zengin oğlan fakir kız hikayesi gibi de görülebilir. Ancak kadınların yine bir mal olarak alınıp satılması konusunda gerçekleri ortaya sermesi açısından okunması gereken bir kitap. Alexandre Dumas'in oğlu yazmış bu kitabı bence hiç de fena değil.
Kitabın yazarı Paris'te yaşayan ve dönemin ünlü bilim insanlarından evlenme teklifi alan çok eğitimli bir kadın. Bu kitabı kendi gençlik aşkı ile yaşadığı çalkantılari anlattığı söyleniyor.
Kadın kimliğinin çatışmalarını okuduğum ve tüm gençlere tavsiye edebileceğim bir kitap.
Kitap boyunca estetik unsurlara özel bir yer verilmiş. Bu hem yazarın hem de öykü kahramanının sanat tutkusunu zengin bir şekilde kullanılmış. Estetik ve gösterişli unsurların, modern, yalın ve pratik yaşam unsurlarına üstünlüğü bir kaç yerde vurgulanmış.
Erkeğin kaldığı dar evde, barok ve estetik eşyalarını sıkıştırmak zorunda kalan kahramanımız, aslında kendi coşkun ve sanatçı ruhunu da erkegin tek düze algı kalıplarında sıkışmış hissediyor.